“Beklemek, bir şeyin yoluna ve hâline girmesini beklemek, beklerken olacak olanın olması için gereken her türlü başka hâle geçişlere, kalışlara tahammül etmek ne zor şeydi. Başı da, ortayı da, sonu da bilip beklemek ne tahammülü güç şeydi.”
“Bazı dizelerde kalbim gümbür gümbür atar, derin ve sert bir sıkışma duyardım. Yazan bir parça ölmüş, okuyan ben kısmi ölü, ama bu hayat nasıl şeyse, böyle yarı canlılara talip, bizi sürükler yine bırakmazdı.”
“Dert, onunla yaşayacağını düşünmektir, gelip geçicilik dert değildir diye düşünürdüm. Yarın ya da öbür gün ya da gelecek ay ölecek olsam benim ne derdim olabilirdi ki; dert yaşamaktır, bunu iyi biliyordum.”
“Ah kendimi göremediğim yerler, beni nerede, ne vakit görülür edecek, meraktayım. Merakım beklemekten köhnedi, kağşadı, merakın kendisi bir şeye benzemez oldı. Meraklarım iyiyi beklerken kendisi artık kötüleşen bir şeye dönüştü.”