Aysel Kılınç

Aysel Kılınç
@ayselklnc
Severiz okumayı.
Bir edebiyatçının seyahat notları :) Bölüm 1
Uzunca bir süredir çıkmak istediğim bu seyahati kariyer planlarımdan dolayı ertelemiştim ancak bir kez daha anladım ki ertelemek, yaşamanın celladıdır. Fransız yazar Victor Hugo der ki "Herkes gerçekten ölür ama her insan, gerçekten yaşamaz." Yaşamak için deneyim gerek bu da bizim gibi toplumlarda yer etmemiş bir kas. Ben tatil ile seyahati ayrı tutarım. Gezilerimi hep seyahat odaklı planladım. Ben seyahatçiyim tatilci tarafım zayıf. Dinlenirken öğrenmem de gerek. Büyümem, gelişmem gerek. Her seyahatim gibi bu da tam öyle oldu. Çok şey gördüm ancak bende yer eden bazı izlenimleri yazıya dökeceğim. Umarım keyifli bir okuma olur sizler için de. Birinci bölümde şunlara değinmek istiyorum. Ormanların, nehirlerin arasında gezdiğim ülkelerde: Kaos yok, stres yok, trafikte küfür yok, levye ile inmek yok, her yer orman ama yangın yok -en değişiği buydu- İnsanlar sakin sakin yaşıyor. Ülkemin gündeminden 8 gün uzak kalmak hem bedensel hem zihinsel bir format oldu açıkçası. Para konusuna gelince örneğin Bosna Hersek para birimi KM, Onların 2KM'si 1 Euro'ya denk. Peki bizde 1 Euro ne kadar? 48 lira. Korkunç değil mi? Bosna Hersek'in 1KM'si TL'de 23 liraya denk geliyor. Biz kendi ülkemizde ne yaşıyoruz?? Orada bir su ya 1 ya 2 KM yani minicik bir suya bizim paramızla 46 lira ödeyebiliyoruz. Varın siz düşünün. İnsanlar sadece karbonhidrat ve et yiyor. Sebze ile hiç araları yok. Çayı bilmiyorlar ya. Çok fena. Ama havası ve suyu o kadar temiz ki çok az uykuyla şaşırtıcı derecede dinçtim. Dolayısıyl ilk iki gün sonra çaysız yaşamaya alıştım. İstanbul'a gelince alerjilerim başladı ve çaysız kendime gelemez oldum. Özellikle kefir... Orada içtiğim kefirse biz burada ne tüketiyoruz? Hayvanlar bol yeşillik tükettiği için süt ürünleri için tam bir cennet. Et çok seviyorlar ancak
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Yurtdışına her çıkışımda derim ki: Dünyayı keşfetmek harika ama daha da güzeli, her durumda dönebileceğin bir vatanının olması. Vatanım, sevgilim! 🇹🇷 Bu yolculuk zihnimde bambaşka ufuklar açtı. Yeni insanlarla tanıştım, yeni kararlar aldım. İyileştim, dönüştüm, güzelleştim. Kalp kırıklıklarımı yollarda bıraktım. Doyasıya kahkaha attım. Bilmediğim ülkelerde şarkılar söyledim, dans ederek yürüdüm. Kayboldum ve bolca yazdım. Şimdi ise yeni bir benlik ile dönüyorum. 🌿✨
Namaz üzerine yazmak istedim. Geçen gün bir arkadaş ortamında din üzerine konuşurken "Allah bizden iyi, dost, mutlu yaşamamızı istiyor. Namaz ise bir çeşit rehabilitasyon. Gel rehabilite ol diyor bize." deyince Eda patlattı kahkahayı. "Allah, rehabilite kelimesini kullanmıyordur herhalde." dedi. "Yaratıcı, bütün kelimelerin sahibidir." dedim. Gülüştük. Kızkardeşim, benim namazla olan ilişkime hep mizahi yaklaşır. Ablam, ne yaşarsa yaşasın her durumda namazla bir şekilde meşgul olur, der. Ben de ona derim ki: "Namaza bizim ihtiyacımız var, yaratıcının bize ihtiyacı yok ki. Namaz, rehabilitasyon." Kızkardeşim "Sana takılıyorum. Namaz bir tür içsel arınma, meditasyon. Ben bu ritüelleri önemsiyorum." der, gülüşürüz. İnancı son derece yanlış anlamış bizim gibi toplumlar benim gibi kendini çok sonradan bulan insanlar yetiştiriyor. Neyse ki biz, doğrusunu akılla ve sezgiyle bulabilecek kabiliyetteyiz. Sevgiyle. Işığa.
Geçen gün bir yazımda şöyle bir cümle kurdum: "Hiçbir şeyin yolunda gitmediği bir zaman diliminde diş fırçalamak bile devrimdir." Ertesi gün uyanıp öz bakım yapıp yaz rotamı belirleyen bir plan çıkardım. Bütünleme sınavım sonrası -bi bitmedi sınavlarım- tatil, dinlenme, seyahat, okuyacağım kitaplar, konser... vs. Sonra tanburi kızkardeşime Buray konserinin tarihini attım, birlikte gidelim diye. O sırada kızkardeşim: "Buray kim?"🤭 -Nerede yaşıyor bu hanım ablamız?- Sanırım Türk musikisi eğitimi alanlar popüler kültüre bi miktar bigâne kalıyor. Buradan diyeceğim şu: "Yazmak, iyileştirir." Yazdığım o cümle rotamı belirleyici oldu. Devrim yapmak için bazen çok büyük adımlara ihtiyacımız yok. Varlığımıza çıkış yolu bulmak da devrimin ta kendisidir.
Yaşamımızda hiçbir şeyin yolunda gitmediği bir zamanda diş fırçalamak bile devrimdir.