Peki insan nedir?
İnsan ölümlüdür. Yaşamın gelip geçiciliğinde havaya savrulacak bir küldür.
“ Sevdiklerin de küçümsediklerinde aynı külde eşitlenecekler. “
“ Gazali dünyayla mesafeyi alışkanlıklar üzerinden de kurar. İnsan, farkında olmadan bağlandığı şeyleri çoğu zaman alışkanlık zanneder. Oysa bazı alışkanlıklar, dünyayla kurulan en güçlü bağlardır. Sürekli aynı konforu aramak, aynı takdiri beklemek, aynı güven alanına sığınmak... Mesafe, bu otomatikliği kırmakla oluşur. Çünkü insan dünyaya çoğu zaman bilinçli tercihlerle değil, alışkanlıklar yoluyla bağlanır. “
“ Gazali dünyayı düşman ilan etmez; ama dünyayı masum da saymaz. Çünkü dünya, insanın zaaflarını açığa çıkaran bir alandır. Hırsı, kibri, aceleciliği ve kendini yeterli görme duygusunu besleyebilir. Dünya bu yönüyle tehlikelidir; ama tehlike dışarıdan değil, içeriden gelir. Gazali'nin bütün ahlak düşüncesi, bu iç tehlikeyi fark etmeye dayanır. Bu yüzden dünyayı rahatlatan değil, sarsan bir dille konuşur. Hatta dünyanın insan üzerindeki etkisini, uyanıklık metaforuyla ifade eder:
‘ Dünya rüya, ahiret ise uyanıklık halidir. İkisinin arasında ölüm vardır. ‘ "
“ Yanıla yanıla büyüdüm
Yanılmadı onlar bodur kaldılar
Artık iş işten geçmişti
Küçüklüklerini büyüklük sandılar
Zamanı hep aynı yöne sarıp
Kendi türkülerini söylediler
Oysa başkaları da vardı
Bir türlü göremediler
Yaşam yan yana getirince
Çırpındılar kaçmak için
Çünkü birlikte
Cüce ve dev gibiydiler
O nedenle insanı arayanlar
Utanmazlar yanılmadan
Hep doğru olduğunu sananlar
Hiç hoşlanmazlar insandan
Neyse geçelim tüm bunları
Doğrular için yanılalım
Utanmayalım bunlardan
Yeter ki sonuçta insan olalım ”