Önce halinden ona hiçbir şey söylemedi
Bıraktı
Konuşsun Şivekâr
Aman Allah'ım!
Şivekâr konuştukça
Yusuf’un her yanına
Oklar saplandı sanki.
Dertli gönül neymiş
Gönüle dert neden düşermiş
Nasıl olurmuş göze almak
Gözlerden ötesini
Yağmadan, çapuldan, hazıra konmaktan uzak
Akları, karaları, bütün renkleri esirgeyip
esirgenmeyi hak etmek
Ve dönenmek evrende arındırıcı
İtimada şayan bir rüzgar gibi.
Hayret ki cinler bu kızı kaçırmamış
Bu fevkalede gönlüyle.
"Rab dünyayı güzelleştirmek için bu yolu mu seçti sence?"
"Bilakis dünya zaten güzeldi ve onu çirkinleştirenler yalnızca insanlar oldu. Rab akıl sayesinde bu güzelliğe yeniden erişmemizi istiyor bence. Çünkü insana giriş ve çıkış yollarını akıl gösterir. Aklını kullanarak insan dünyayı adil ve herkes için daha güzel bir yer yapabilir. Rabb'in istediği bu olsa gerek."
... Kimim, neyim, neredeyim, ne yapıyorum, nereye gideceğim, nereden geldim gibi yığın yığın sancı... Ve içinde yeşeren sorular... Kurtulamadığı, kurtulmak da istemediği sorular.
Akşam alacasında, ırmağın akış istikametinde gözden kaybolacakları sırada Çira avucundaki deniz kabuklarını havaya kaldırdı ve "Sarıcaaa! Unutma, sen bütün karanlıklarımın ışığı, ilerleyeceğim dolunayımsın!" diyeren öptü. Sarıca, gerdanlığın geride kalan parçalarına bakıp karşılık verdi:
"Sen de benim hakikatimsin Çira; sevgilim ve hakikatim! Seni kimseye bırakmayacağım..."