Azizim, lamı cimi yok... Okuma şevkim düştüğü vakit elimden tutan kitap benim gözümde değerlidir, kıymetlidir, birtanedir.
Ah Minel Aşk... Kahkahalarıma engel olamadığım, en başından itibaren gariplikleri ile kendisine çeken, "bu nasıl bir kitap?" diye düşündürten bi kitap oldu benim için. Eminim bu kitabı okuyan bi erkek Narin'i anlamakta güçlük çekebilir. Ama bir kadın olarak Narin'e baktığımda çok da kaçık bir kadın olarak gelmedi. Hatta kimi zaman kendime yakın bile hissettiğim oldu. Kitabın daha başında geçen diyalogların absürtlüğü, komikliği o kadar hoşuma gitti ki dönüp dönüp okuyasım geldi. Kasıtlı mı yapıyor, tabiatı mı böyle diye anlamaya çalışmaktan ve diyalogların akışına kendimi bırakmaktan geri duramadım.
Geçmişte okuduğum kitaplara dönüp baktığımda beni böyle güldüren Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın bi Gulyabani'si bi de Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç romanı olmuştur. Özellikle Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç kitabı ile tarzını, konuşma şekillerini, kızların cilvesini çok benzettim. Zaten dönüp baktığımda ikisinin de geçim kaygısı ile kurmaca bir kitap yazdıklarını görüyorum. Eğer o dönemde yaşıyor olsaydım eminim hem katkı sağlamak hem de okumak, gülmek adına almak için can atardım.
Kitaba son olarak düzen/kurgu açısından baktığımda sürekli yazara anlatım yapan Halim karakteri var. Kurgu bu anlatım üzerinden yapılıyor. Kimi zaman yazarla ayrılacakları zamanı bile yazarın yazmış olması hoşuma giderken, kimi zaman bıktırdı. Yine de kitabın orijinalliğine katkısı olduğunu düşünüyorum. Halim karakterinin duygularını açıkça ifade etmesi, cimriliğini kabullenmesi, felfena oluşunu anlatması çoğunlukla hoşuma gitti. Narin karakterinin aşırılığını, hayatında aradığı fevkaladelik uğruna yaptığı çılgınca şeyleri başlarda makul görsem de sonralarında