Ayşe Nur Görür

Ayşe Nur Görür
Varlık hiçin paydasıydı. Dün bugünün kaygısıydı. Kişisel anı ve okuma defterimdir. Paylaşımlarım yalnızca kendim içindir.
Ah Aşkın Elinden Çektiklerim
9/10
·165 syf.·
2026 2. kitabı
Azizim, lamı cimi yok... Okuma şevkim düştüğü vakit elimden tutan kitap benim gözümde değerlidir, kıymetlidir, birtanedir. Ah Minel Aşk... Kahkahalarıma engel olamadığım, en başından itibaren gariplikleri ile kendisine çeken, "bu nasıl bir kitap?" diye düşündürten bi kitap oldu benim için. Eminim bu kitabı okuyan bi erkek Narin'i anlamakta güçlük çekebilir. Ama bir kadın olarak Narin'e baktığımda çok da kaçık bir kadın olarak gelmedi. Hatta kimi zaman kendime yakın bile hissettiğim oldu. Kitabın daha başında geçen diyalogların absürtlüğü, komikliği o kadar hoşuma gitti ki dönüp dönüp okuyasım geldi. Kasıtlı mı yapıyor, tabiatı mı böyle diye anlamaya çalışmaktan ve diyalogların akışına kendimi bırakmaktan geri duramadım. Geçmişte okuduğum kitaplara dönüp baktığımda beni böyle güldüren Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın bi Gulyabani'si bi de Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç romanı olmuştur. Özellikle Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç kitabı ile tarzını, konuşma şekillerini, kızların cilvesini çok benzettim. Zaten dönüp baktığımda ikisinin de geçim kaygısı ile kurmaca bir kitap yazdıklarını görüyorum. Eğer o dönemde yaşıyor olsaydım eminim hem katkı sağlamak hem de okumak, gülmek adına almak için can atardım. Kitaba son olarak düzen/kurgu açısından baktığımda sürekli yazara anlatım yapan Halim karakteri var. Kurgu bu anlatım üzerinden yapılıyor. Kimi zaman yazarla ayrılacakları zamanı bile yazarın yazmış olması hoşuma giderken, kimi zaman bıktırdı. Yine de kitabın orijinalliğine katkısı olduğunu düşünüyorum. Halim karakterinin duygularını açıkça ifade etmesi, cimriliğini kabullenmesi, felfena oluşunu anlatması çoğunlukla hoşuma gitti. Narin karakterinin aşırılığını, hayatında aradığı fevkaladelik uğruna yaptığı çılgınca şeyleri başlarda makul görsem de sonralarında
Ah Minel AşkPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 2019265 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Okuduğuma değmeyecek diye korktum, çok şükür değdi.
7/10
·272 syf.·
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Yazarın adını ilk defa Gönül Dağı dizisinde duymuştum. O zamandan beri aklımda kalmış, ilçemizin 2.kitap fuarında kitap ararken gözüme takılmıştı. Aslında niyet Balonla Beş Hafta idi ama nasip Seksen Günde Dünya Gezisi oldu. İncelemeye başlarken şunu belirtmeliyim ki aylardır kitap okumamam mı yoksa yabancı yazardan kitap okumam mı etkili oldu bilmiyorum. Ama kitaba çok zorlanarak başladım. Yabancı ifadeler (özellikle kişi ve yer isimleri) çok fazlaydı. Okurken kimi zaman telaffuz etmeye çalışmam hızımı yavaşlattı. Yazarın diline anlatım tarzına gelecek olursak ben beğendim. Benimle konuşuyor havası vermesi, özellikle bazı anlarda iç sesim olması güzeldi. Konu olarak her ne kadar gittikleri yerlerde doğal güzellikleri, kültürleri çok daha fazla anlatmasını, betimlemesini istesem de zaten kitabın gidilen yerleri ve kısaca maceraları anlatması bile bana göre uzun sürdüğü için yazarın makul bir karar aldığını düşünüyorum. Yazıldığı döneme ışık tutması (gerçek olsun veya olmasın), hayal ettirmeye yönlendirmesi, o dönemdeki yönetimleri, ülkeleri açık düşüncelerle anlatması güzel ve ilgi çekiciydi. Kitabın konusuna ve karakterlerine gelecek olursak başta çok bi umutlu değildim. Ama işler sapa sardıkça girilen bahis beni de heyecanlandırdı, meraklandırdı. Bir ara bırakasım gelse de sırf bahsi kazanıp kazanmadığını öğrenmek için bile devam edesim geldi. Bu da bence yazar tarafından kurguyu başarılı kılma yoluydu. Karakterlerden öncelikle Passepartout'tan bahsetmek istiyorum çünkü o benim için en değerlisiydii :) duygularını kolayca dışa vuruşu, efendisine olan bağlılığı, olaylara karşı mücadeleci ve farklı çalışan kafası ile kitapta en yakın dostumdu. Hatası olduğunu düşünmeyecek kadar çok sevdirdi kendini bana. Çünkü polisi engellese de engellemese de bahis sonucu
Seksen Günde Dünya GezisiJules Verne · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202324bin okunma
Ben tam olarak ne okudum?
4/10
·144 syf.·
Beğendi
·
2025 6. kitabı
Haruki Murakami adına okuduğum ilk kitap olduğu için heyecanlı ve umutluydum. Ama bu umudum ve heyecanım çok sürmedi. Kitabın sonuna geldim ama ben tam olarak ne okudum hiiç bilmiyorum. Kısa bir özetle söylemek gerekirse kitapta yazar öncelikle belirli bir yıldan, zamandan ve belirli insanlardan bahsediyor. Tercüme işleri ile ilgilenen anlatıcı, nereden çıktıklarını anlamadığım ikizlerle, nasıl olduğunu da anlamadığım bir ilişki yaşıyor. Bir de arkadaşı Fare'den ve onun kız arkadaşı ile olan ilişkisinden bahsediyor. Ama özellikle anlatımında kullandığı ifadeler sadeliğine karşın kasvetli, bunaltıcı bir hava veriyor. Kitabın bir durum kitabı olduğunu bitirince daha iyi anladım. Yazar bir olayı anlatmak yerine kitabın içine girip o atmosferi, karanlık havayı sezmemizi istemiş. Bunu da iyi başardığını düşünüyorum çünkü ilk sayfaları geçip 40-90 sayfaları arası öfleyip püflemekten başka bir şey hissedemedim. Ruhumu daralttı, içimi kararttı, sıkıldım okurken. Başından beri pinball makinesinin ne olduğunu bilmek öğrenmek adına olan umudum 100. sayfalardan sonra biraz geldi. Ama konusu olarak daha uzun yer verilmediğinin hayal kırıklığını yaşadım. Evet, anlatıcının makineyle kurduğu bağ güzeldi, ilginçti. Özellikle son kez görüşmeler farklı ve ilgi çekiciydi. Ama çok kısa sürdü. Son olarak hayatımda hiç kitaptaki gibi pinball makinesi görmedim, kitabı da bu istekle okudum. Hatta babama sorduğuma böyle ya da buna benzer makineleri bildiğini anladım. Merakım daha da arttı. Ama keşke konu olarak pinball makinesine daha fazla yer verilseydi. O zaman gerçekten dikkatimi çekerdi diye düşünüyorum. Açıkcası okuduğum için biraz pişmanım çünkü kattığı hiçbir şey göremiyorum. Beklentilerimi karşılamadı ve konu yeterli gelmedi. Tavsiye etme konusunda emin değilim.
Pinball 1973Haruki Murakami · Doğan Kitap · 20201,553 okunma
8/10
·208 syf.·
Beğendi
·
2025 5. kitabı
En popüler olduğu zamanda sırf herkes okuyor diye okumayı reddettiğim hatta aşk romanı olduğunu bahsettikleri için âşık olduğumda okuyayım gibi garip bir düşünceye girdiğim bir kitaptı. Ama okumaya ara vermişken, tekrardan okumaya başlamak için çabalarken Chatgpt tavsiyesiyle başladığım bir kitap oldu. Okuma şevkimi öyle bir getirdi ki kaç aydır 5-10 sayfayı zor okurken bir günde 100 sayfa okuyabilmemi sağladı. Sabahattin Ali'nin yazarlığından söze başlamak isterim. Öncelikle ne zaman olursa olsun, nerede olursa olsun, hangi kitabı olursa olsun Sabahattin Ali'nin dilinin, anlatımının sizi asla hayal kırıklığına uğratmayacağını düşünüyorum. İster yorgun olun, isterseniz okumaya ara vermiş olun elinizden tutup 'bak ben çok güzel bir şey yazdım' diyor sanki. Herkesin paylaştığı resimlerde görülen o baskının elimde olmamasından ötürü nedense başlarken biraz şüpheci yaklaştım. Acaba iyi basım değil midir ya da ne bileyim eksik kısmı var mıdır gibi düşüncelere girdim. Ama gördüm ki açıklamalarıyla birlikte gayet güzel basımdı ki zaten Sabahattin Ali sizi kendisine bağlıyordu. Gerçekten dil, ifade, anlatım konusunda idolüm olabilir. Konusuna gelecek olursak bana her kim dedi ise bu bir aşk kitabı diye bence çok da anlayarak okumamış gibime geliyor. Çünkü ben burada aşktan ziyade yalnızlığı, geç kalınmışlığı, keşkeleri, eyvahları, pişmanlıkları görüyorum. (Buradan sonrası kitaba dair ipucu barındırabilir.) Raif Efendi'nin hayatı, ailesi ve Raif Efendi'ye ev ahalisinin ve şirket efradının davranışları beni gerçekten üzdü. Özellikle ilk başlarda yaşını almış bir insana böyle bir muamele edilmesi ağırıma gitti. Açık konuşmak gerekirse daha sonrasında Maria Hanım ile olan ilişkileri beni hayranlık derecesine getirmedi. Yalnızca sonbahar günleri yürüyüşlerini, birbirlerini
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Aperatif Kitap · 2019376,3bin okunma
Bu kadar mı benliğimizden kopardılar bizi?
9/10
·224 syf.·
Beğendi
·
2025 3. kitabı
Nurullah Genç'in bitirdiğim ilk kitabı... Kitaba hakim olan karamsar havanın şuan üzerime tesir etmesinden mütevellit kelimelerimi toplamakta güçlük çekiyorum. Ama kitabı sevmediğimi söyleyemem. Daha önce yarım bıraktığım kitabı saymazsak ilk okuduğum kitap bu oldu Nurullah Genç'ten. Kitabın başından itibaren isteğim ve beklentim hep olumlu ve güzel şeylerin olmasıydı. Ama kitabın karamsar havası çok yoğun. Yine de okurken iyi şeylerin olması için var olan umudum kayboldu. Çünkü bu kitap bir Nurullah Genç kitabıydı ve kesinlikle iyi şeyler olmalıydı. Yani en azından ben böyle düşünüyordum. Yanıldım. Kitap hiç iyi şekilde bitmedi ama verdiği dersler çok büyüktü. Bahsedilen dönemi görmeyen birisi olarak dönemi anlamakta güçlük çektiğimi söylemem gerekir. Sosyal çürümenin günümüze göre olan farkı şaşırttı. Kitapta olduğu gibi ben de günümüzü sorguladım. Benliğimizden gün geçtikçe ne kadar çok koparıldığımızı düşündüm. Gerçekten bu kadar mı benliğimizden kopardılar bizi? Yine de tek bile olsa Mehmet Fuat gibilerinin olması sevindirse de onun ve onun gibilerinin etkinliğinin az olması üzdü. Hep Mehmet Fuat çığır açacak ve ana karakter olacak diye bekledim. Ama romanın baş kahramanı Zülküf oldu. Kurgu ve dil açısından çok rahat okunulabilen bir kitaptı. Öğretmenler odasında elimden düşmedi. Bir ara Zülküf'ün ruh hali bunaltsa ve ne kadar daha böyle devam edecek dedirtse de sonu ibretlik bitti. Bu kitap ilçemizdeki ilk kez gerçekleştirilen kitap fuarından alındı. O yüzden yeri farklı. Babamdan önce okuduğum için mutluyum :) şimdi ona verip onun okumasını bekleyeceğim. Okumayı düşünen herkese tavsiye ederim.
Tutkular Keder OlduNurullah Genç · Timaş Yayınları · 2024653 okunma