“Artık sorumluluğu almamız gerekiyor. Dünyadaki anlaşmazlıkların, telaşın, gerginliğin, sıkıntının, kaygıların, kavgaların kaynağı “onlar" değil. Sürekli olarak hayattaki her kötü durumun sorumluluğunu "onlar"da bulursak degisim mümkün olmaz. Sorumlu biziz. Hepimiziz. Şehirler, binalar, yollar, savaşlar bizim aynamız. Bu aynaya iyi bakabilmemiz dönüşüm için önemli.
Her tür kirliliği yaratıyoruz. Endüstrileştiğimizden beri insanlık olarak hızlı bir kirletme sürecine girdik. Şehirlerimiz çöp fabrikalarına döndü. Kimyasal atıklar nehirlere, göllere aktı, toprağa gömüldü; sanki göz önünden uzak olunca zarar vermeyeceklermiş gibi. Eş zamanlı olarak havayı da kirlettik. Çocuklarımız astım oldular. Solunum sistemi hastalıklarımız arttı. Bizler hasta olduk. Yine de durmuyoruz. Kaldı ki bunlar daha sadece görünür kirliliklerimiz.
Bin yıllarca gökyüzüne bakıp hayran kalmış insanlığın artık kafasını kaldırdığında görebildiği yıldızlar veya evrenin muazzamlığı artık yok. Işık kirliliği buna izin vermiyor.Geceleri gökyüzüne baktığımızda sadece bir iki yıldızı zar zor görebiliyoruz. Belki bu yüzden artık göğe başımızı çevirip baktığımız da yok…Kirlilik yaratmaktaki maharetlerimizle artık görünür olandan görünmez olan kirliliğe kaydık. Kirletiyoruz. Kirleniyoruz. Ve bunun farkında bile değiliz.”