“Eğer günümüzde saygı beklentisinin anlamını kurcalarsak şunu hissetmemiz olasıdır: "Otorite"ler kendi konumlarının sarsılabilirliğinden duydukları korku nedeniyle, kendi altında gördüğü insanlara "sorgusuz itaat" vazederler. Zira esasen korkan otorite, hâliyle korkulan olmak ister. İşte bu nedenle "saygı" kelimesinin altına baktığımızda karşılaştığımız sıklıkla "korku" olur.
…Hayattan beklentisi olmayan, güvenliği ve garanticiliği șiar edinmiş insanlar olarak çocuklarımıza kendi anlayışımızı -aynı yaşama içgüdüsü ile- aşılıyoruz. "Evladım garantili işlere gir", "fazla çıkıntı olma!", "uslu ol!", "büyüklerinin sözünü dinle!". Okullar da aynı şekilde sıklıkla sorgulamayı değil neyi hangi sınırlar içerisinde düşünülmesi gerektiğini, nasıl uslu, itaatkar çocuklar olunacağını öğretirler. Bu yüzden de hayat konusunda beklentisi olmayan insanların korkularından dolayı beklentisizlik yaratma, ezber, dolduruşa gelme/getirme döngüsü sürer gider.”