Sadece kendisini düşünen erkek, evrim kurallarına karşı davranıp doğal olanın tersini yapıyor; kendisi mümkün olduğu kadar çok dişiyle çiftleşmek isterken, diğer erkeklerin aynı şekilde çiftleşmesine karşı çıkıyor, engelliyor, kıskanıyor, hatta iş bizim türümüze gelince öldürmekten çekinmiyor bile. Böylece toplumun çifte standartlı ahlâk kurallarının kendi dar, bencil erkekçi çıkarları doğrultusunda gelişmesine neden oluyor.
Eşler birbirine ne kadar sadıksa ruh hastası olma ihtimalleri de o denli yüksek. Akıl hastalıkları, intihar, boşanma, alkolizm ve karı-koca cinayetlerinin en yoğun olduğu 35-44 yaş grubunda eşlere sadakat de en yüksek. Tevekkeli değil birbirlerine sadık annelerimiz, babalarımız, karılarımız, kocalarımız bu denli sağlıksız. Farkında değil misiniz, ailemiz gibi sahiplenmediğimiz sevgililerimiz ne kadar sağlıklılar?
Günümüz psikanalistlerinin, kazandıkları yüklü paralar suyunu çeker korkusuyla neredeyse bir asırdır sansürledikleri Freud’un şu ünlü cümlesini okuyordu:
“Evliliğin neden olduğu sinir hastalıklarının şifası, sadakatsizliktir.”