“Sesinizi duyduğumda ve sizi gördüğümde ne kadar mutlu olduğumu, size ne kadar değer verdiğimi anladım. Hepinizin arkadaşlarım olduğunu anladığımda içimde çok özel bir kıvılcım çarptı. Sizler benim arkadaşlarımsınız 🧡”
Bir insan, ne kadar insan olmayabilir? Kendini her şeyin üzerinde gören ve her şeyii kafasındaki ilk izlenimden başka kalıplara çıkamadan yargılayan biri ne kadar cahil olabilir? Yeniliğe açık olmakla özentilik nasıl böyle karıştırılabilir? Yüzüne güldüğü insanın canını sıkmak, kalbini kırmak ve onu üzmek için nasıl böyle haince duygular besleyebilir? Sevmediği özelliklerin hepsini nasıl taşıyabilir? Bir insan kendine bile nasıl böyle güzel yalanlar düzebilir? Kendine dahi merhameti olmayanlar nasıl böyle rahatça herkesi rahatsız edebilir? Kendi gibi olmayanları dışlayan zihniyet buna karşı verdiği tepki; dışlananların aleyhine davranarak mı devam ettirmeli? Bu saçma bir düzense ona uymak zorunda olmamız gerekmez mi? Zira birey olmak, annenin doğurmasıyla değil kendini yeniden doğurmakla alakalı değil midir? Bu kötü düzenin çarkına düşünmeden kendini bırakıp rolüne uyanlar birey değildir; tiptir, tipiktir, kişiliktir. Peki geriye kalanların refah ve mutluluğu neye bağlıdır? İç huzur her şeye kadir değildir, insanın sosyal olması gereği böyle olmamalıdır, birisiyle duygularını paylaşıp psikolojik destek alması gerekli midir? Bunlar olmadan olamayan insan bağımlı mıdır ve kendine yetemez mi? Bu düzende ya da herhangi bir yerde kendi mutluluğumuzu bile sağlayamamız bize neyi gösterir?