Eskiden, İsa’dan önceki zamanlarda Anka diye aptal, lanet olası bir kuş vardı; her birkaç yüz yılda bir odun yığıp kendini yakardı. İnsanın birinci dereceden kuzeni olsa gerekti. Ama kendini her yakışında, küllerinden fırlayıp yeniden doğardı. Görünüşe bakılırsa biz de aynı şeyi tekrar tekrar yapıyoruz ama biz de Anka’nın asla sahip olamadığı lanet olası, aptalca şeyleri biliyoruz; bunu bilmeye devam edersek ve hep aklımızda tutarsak, lanet olası cenaze ateşleri yakıp ortalarına atlamayı günün birinde keseceğiz. Her nesilden, hatırlayan birkaç kişiyi daha seçiyoruz.
Kesin inançlı kişinin nazarında, kutsal amacı bulunmayan insanlar, karaktersiz ve temelsiz insanlardır. Diğer yandan, birbirlerinden kıyasıya nefret ettikleri ve birbirlerini boğazlamaya daima hazır oldukları halde, çeşidi renklere bürünmüş kesin inanç adamları, birbirlerinin gücüne karşı saygı duyarlar.
İnanç, kişinin eylem ruhunu düzenler ve güçlendirir. Tek ve değişmez bir gerçeğe sahip olmak ve kendi dürüstlüğünden asla şüphe etmemek; kader, Tanrı veya tarihin yasası gibi elle tutulmaz güçlerle desteklendiği duygusuna kapılmak; karşıt fikir sahibi olanların şeytanın tayfası olduğu ve bunların mutlaka ezilmesi gerektiği bilincinde olmak; kendini reddedip görev bağlılığı coşkusu içinde bulunmak - bütün bunlar herhangi bir alanda cesur ve acımasız eylemlere geçmek için değer verilmesi gereken niteliklerdir. Tanrı’ya dua eden askerler, gönüllüler, sporcular, hatta iş adamları kendilerinin bu yüzden güçlendiklerini kanıtlamışlardır. Devrimci ve milliyetçi heyecan da buna benzer bir etkinlik yaratmaktadır ve böylece ruhsuz ve tembel insanlar birer savaşçıya dönüşmektedirler. Burada bir kere daha görülüyor ki, geri kalmış ülkelerin modernize edilmesinde bir kitle hareketi gerekli olmaktadır.
Bir kitle hareketinin eyleme çağrısı, hayal kırıklığı içinde bulunan kişilerde çok olumlu bir tepki yaratır. Çünkü hayal kırıklığı içinde bulunan kişiler bir eyleme katılmakta bütün dertlerinin çözümünü bulurlar. Eylemcilik onlara kendilerini unutturur ve onlara bir amaç ve değer kazandırır. Gerçekte hayal kırıklığının başlıca nedeni meşguliyet sahibi olmamaktan ileri gelir ve en şiddetli hayal kırıklığı, enerjisi ve yeteneği çok olup da çevrenin etkisiyle paslanmaya terkedilmiş kişilerde bulunur. Hayatlarının en güzel devresinikahvehanelerde ve mitinglerde konuşmakla
geçiren Lenin, Troçki, Mussolini ve Hitler gibi insanların birdenbire zamanın en güçlü ve enerjik eylem adamları olarak ortaya çıkmaları başka türlü açıklanabilir mi?