Onlar bir zamanlar içgüdüleri yaşadıkları ortama kalıp gibi oturan, her canlı kadar mutlu birer hayvandılar. Oysa şimdi insanlığın prangalarıyla tökezleniyorlar, hiç anlayamadıkları bir yasanın boyunduruğa altında, bitmek bilmeyen bir korku içinde yaşıyorlardı; büyük acılar çekerek vücut bulan şu insan müsveddesi varlıkları bitmek bilmeyen bir iç mücadele geçiriyor(...) Beni çileden çıkaran, bütün bunların boşunalığıydı.
(…) Sonra insanlar, onlar da giderek daha akıllı oldukça kendi esenliklerini daha akıllıca gözetecekler ve kendilerini tehlikeden uzak tutmaya yarayan dürtülere daha az gerek duyacaklardır. Bugüne kadar yararsız tek bir şey görmedim ki, eninde sonunda evrimle yok olup gitmemiş olsun (…) Acı da gittikçe gereksizleşiyor
Kafan bilimin öğretebileceklerine gerçekten açıksa, bunun küçük bir şey olduğunu görürsün. Bu küçük gezegen dışında, bu kozmik toz zerresi dışında, daha en yakın yıldıza erişemedim, çoktan görünmez olabilir - demem o ki, belki de bu acı denen şey başka hiç bir yerde meydana gelmiyordur. Ama el yordamı ile ilerlediğimiz yasalar… Üstelik, bu dünyada bile, canlı varlıklar arasında bile nasıl bir acı var ki?