Ayşe Selen

Ayşe Selen
@aysesultan_
4 okur puanı
Mart 2023 tarihinde katıldı
Nesil ikiye bölünmüş...
Nesil ikiye bölünmüş. Bir kısmı bu hâtırayı, ölü uzuvları gibi bir bohçaya sarmış ona yüzünü sürüyor. Diğer kısmı ise bu hâtırayı, boğmak, ezmek istiyor. Silâhla, sopayla, tekmeyle, bütün kanlı vasıtalarla. Hayatî hiçbir kudret göstermediği halde, birbirini kucaklamak için kollarını uzatacak yerde, biri öbürünü ezmek için yumruk kullanan, tepeden tırnağa kadar kin ve gayza gömülmüş bulunan bu iki zümrenin ikisi de ruh ve iman fatihlerinin öz oğullarıdır. Lâkin ikisi de bir vehme kurbandır. Bu iki zümreden biri, mâzinin yaşatıcı ruhunu bilmeden, köhne bir mâzi uydurup yaşatmak istiyor. Öbürü ruhsuz vehimlerden yapılmış, köksüz bir istikbal sayıklayarak onu hayatımıza hâkim kılmak için saldırmaktadır. Birincisi hasta bir kibrin, ikincisi leş kokan bir fitnenin kurbanıdır. Eskiyi isteyenler, her yeniliğe karşı tiksinme duyuyorlar. Oluşlardan korkuyor, her an bir yeni yaratılış olan hilkate hayran olmasını bilmiyorlar. Mâzi ağacının baharını çekemiyorlar, çiçeklenmesine tahammülleri yok. Bunlar, bir secdede bin doğuşun farkında olamayan, katılaşmış ruhlardır. Karşı safta eskiyi hep yıkarak yeniyi isteyenler duruyor. Bunlar geçmişte yaşanan, mazisi olan herşeyden nefret ediyorlar. Bizim olanlar, hep kullandığımız şeylerdir, hepsinde "eski" kokusu var. Tamamen yeni olan şeyler, dışardan bize gelen, bizim varlığımızla hiç teması olmayan şeylerdir. Bize mutlaka yabancı olan kuvvetlerdir. Bütün varlığımızı yabancıya teslim eden inkılâp, bunlara göre kurtuluş getirecektir. Mâzi ile bütün bağları koparmak, yenileşmenin şartıdır. İstikbalin çiçekleri mâzi denen ağacın köklerine muhtaç değildir. Bunlar köklerinden koparılmış, şahsiyetsiz ruh hastalarıdır. Ruhlarını kurtaramayan maziye gayzleri vardır. Geçmişi tamamen karalar, atalarını inkâr ederler. Garba hayrandırlar. Bu
Sayfa 27·Kitabı okudu
Alıntı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Gün Doğmuş Gün Batmış, Ebed Bizimdir
Dostlarım, dost ile düşman birbirine karıştı diye yeise kapılmayalım. Bir büyük dost var ki ondan vaad aldık. Yeisi, zulmü, kahrı yok edeceğiz. Muzaffer olacağız. Ancak unutmayalım ki zafer, ümit ile imandan ayrılmaz. Ümit ile iman dünyamızı aşk ile dolduracaktır. Aşkın korkusu olmaz. Korku ile uykuyu, kuyruğuna basılınca saldırmak illetine müptelâ olanlara terkedelim. Güneşi bir an bile sönmeyen sonsuzluğun yolcularıyız. Hayata söz verdik, ölüme söz verdik, ebediliğe söz verdik. Zaman ve vücut vehimlerini bırakıp korkusuz ve hürriyetini bizzat kendi tasdik etmiş bir ebedi yaşayışın icaplarını yerine getiremiyecek kadar küçülmeyelim. Fatih'in çocukları, siz güneşin batmasından korkar mısınız? O bir vehimdir ve muvakkattir. Yarın sabah güneş mutlaka doğacaktır. O halde güneşi batırdık, batıracağız diyenlerden de korkmayın. Siz uyuyanlardan korkar mısınız? Kendilerini uyanık sanarak uykuda dolaşanlardan da korkmayın. Mevlânâ'nın torunları, siz hak ile konuşmayan dilden, kendini görmeyen cesetten korkar mısınız? Siz korkudan korkar mısınız? Sizi tenzih ederim. Kuvvetinizin kaynağı Kur'an, dayandığınız temeller vatandır. Ebediyen size millet, size vatan, size devlet mev'uttur; sizi tebrik ederim.
Sayfa 23·Kitabı okudu
Alıntı
Ayasofya'da okuna(maya)n ezan
Ya Ayasofya'nın minarelerindeki ezan sesini kim susturdu? O minarelerde okunan ezân, Allah'ın adı yanında Peygamber'in adını göklere dağıtırken, ecdâdına bağlı ruhlarda beni de düşündürüyordu da ondan mı? Bin Haçlı ordusu bunları yapamazdı! Siz nasıl yaptınız? Bunu asıl yapanlar, şimdi hürriyet kahramanları diye başka bir tepede âbide altında defnolunmuşlar, taziz olunuyorlar.
Sayfa 88·Kitabı okudu
Bir namaz ki...
“İnsanlar! Yavaş olun! Acelecilik yapmakla sevap kazanılamaz.” (Buhârî, Hac 94; Müslim, Hac 268. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Menâsik 63; Nesâî, Menâsik 203.;) İyilik develeri koşturmak değildir. Yani acele etmek değildir, aksine "Acele etmek, müminin heybetini giderir." O zaman acelenin en fenası namazdaki acele değil midir? Hayatın şartlarına dolanıp kalmış, tabiri caizse hayatın köpeği olmuş gibi bir yere yetişmek maksadıyla namazı acele kılmak daha doğrusu kılmaya çalışmak neyin nesidir? Şimdi anlıyorum ki, hayatını namazın etrafında inşa etmek yerine namazını hayatın etrafında döndüren ihtimal ki harcayan bir kişi, bereketlerin çoğundan nasipsiz kalmaya mahkumdur. Belki hayatın, geçirilen günün en güzel anları, en güzel sevinçleri, en yüksek şuurları, o beş on dakikaya sığdırmaya çalıştığımız namazdadır. Kul, Rabbine giden yolda pek kıymetli bir seçim yapmalı ve önceliklerini, esasen varoluş gayelerini başının üstüne koymalıdır.
Din
GENÇLİK NEDİR? ~çok önemli
Fatih, dünyaya getirdiği müstesna cevherle mâzisini aldı, kendine maletti ve şuuraltının ateşinde eriterek ondan büyük bir şahsiyet, bir dehâ şahsiyeti çıkardı. İnsan, gençliğin bu şuuraltı çalışmasında, kendi ruh imalâthânesinin yapayalnız amelesidir, mukaddes bir ülkede, ateşten bir ocağın başında, hatta bazan ateş içinde çalışan bir amele. Bu çalışmayı göze alamayan zayıf ruhlar, bütün ömürlerince dışın tesiriyle kımıldatılmaya mahkûm, taklitlere esir, iç dünyalarının cennetinden mahrum, ahlâk denemesinden uzak makine varlıklardır. Bunlar, hep başkalarının esiri olurlar, dünya vehimleri uğrunda yaşarlar ve kendilerini tanımadan ölürler.
Sayfa 69·Kitabı okudu