Çocukluğumdan beri anlayamadığım, zamanın ilerlerken bile neden hep geriye gittiğiydi. Geriye gitmek de değildi aslında, daha çok kopmamakta direnen takvim sayfalarından kurtulamamak gibiydi. 
“Gençlik hanımefendi,harikulade bir şey! Ama zamanın çok hızlı geçtiğini unutmayın. Hayatın, avucunuzda sandığınız bir kuş gibi uçup gittiğini. Ve o kuş sahiden… Harikulade! Bunu hep hatırlayın.”
Benim yaşıma geldiğinizde dedi bu defa hüzünlenmiş gibi, “hayat sizden kaçmaya başlıyor. Haksızlık bu. Siz hayatı tam tanımışken, tam anlayacağınızı, onun artık size ait olduğunu sanırken, oyunun dışına itiliveriyorsunuz. Siz yaklaştıkça o uzaklaşıyor. Tek bir gerçek kalıyor elinizde. Tek bir korku. 
Gençlik ne harikulade şey!
Benim yaşımda insan, yol kısaldıkça daha uzun yürümenin ama yine de varmamanın derdine düşer. Yürüyelim ama varmayalım isteriz. Sonunda bizi bekleyen… Biliyorsunuz.