Atlas Altılısı, Olivie Blake'in Dark Academia türündeki üçlemesinin ilk kitabıydı. Atlas Altılısı konusuyla benim oldukça ilgimi çeken bir kurguya sahip olmasına rağmen ne yazık ki kitap beni bir miktar hayal kırıklığına uğrattı. Yazar kitaptaki gizem unsurunu korumak için anlatım dilinde öyle üstü kapalı bir anlatım kullanmıştı ki bu, okuru gereğinden fazla yoruyordu. Yani böyle sanki bu kitap yazarın, Atlas Altılısı'nı yazarken kullandığı kendi taslağıymış da Olivie Blake asıl eseri daha ortaya koymamış gibiydi. Böyle yazar sanki bizden onun kafasının içine girip kendi kurgusunda bıraktığı eksik parçaları bulmamızı bekliyormuş gibi kitabın başından sonuna kadar sürekli bir gizem avı peşindeydik ama bu gizem unsuru kitaba sürükleyicilik katmaktan ziyade okuru kitaptan uzaklaştırıyordu. Karakterin kendi bakış açısıyla anlatılan bölümlerde bile o karakterin kendi motivasyonu okurdan saklandığı için karakterle bağ kurmayı imkansız hale getiriyordu. Serinin devamında ne olacak merak ediyorum ama hem bu anlatımdaki yoruculuk yüzünden hem de serinin devam kitaplarının giderek daha da az beğenildiğini bildiğimden seriye devam edeceğimi de pek düşünmüyorum.
Bu seriyi çok uzun zaman önce YouTube'da cari can read 'in okuma maratonunda görmüştüm ve çok ilgimi çekmişti, seri çevrilimeye başladıktan sonra öğrendim aslında epey popüler bir seriymiş. Buna rağmen açıkçası benim beklentilerim baya düşüktü çünkü daha lise yıllarımda okusam seveceğim bir seri olduğunu ve fantastik yönünden geniş bir okuma geçmişim olduğu için pek sevebileceğimi düşünmüyordum ama hiç öyle olmadı. Bu seri beni aldı, lisedeki o fangirl era'ma götürdü. O kadar bayıldım ki serinin şu dakika 29 kitabı elimde olsa bir ay boyunca eve kapanabilirdim, o derece. İkinci kitap için resmen Olimpos'un instagram hesabında yatıyorum, lütfen bir an önce gelsin. Böyle her ay bir yeni kitap alalım bu seriden, olmaz mı? Vega ikizleri, Varis bozuntularına canlarını okumalarını sabırsızlıkla bekliyorum!
Açıkçası kitap hakkında duyduğum yorumlardan olsa gerek kitaba karşı beklentim baya yüksekti. Beklentim bu yönde değildi ama kötü de diyemiyorum. Kitaptaki büyü sistemi çok tuhaftı. Fazla masalsı ve karmaşıktı. Başta saçma gelmişti ama farklı bir şey denenemiş sonuçta, hakkını da vermek gerek belirli bir mantığı oturtulmuştu ve alışılmışın dışındaydı. Bence kitabın en eksik yönü karakterlerin fazla karakter olmasıydı. Demek istediğim, kitabı okudum ettim ama kitaptaki hiçbir karakter bana geçmedi tam olarak. Onları isteseniz de özümseyemiyordunuz. Duyguları size geçmiyordu. Elspeth ve Ravyn arasındaki ilişki bile "fantastik yazıyorum ama içinde aşk da olsun" diye var gibiydi, ne bileyim ben hissedemedim yani. Ama kitap size bi fantastik vaadiyor ve bunu veriyordu sonuçta. Yani ne beklediğinize bağlı.
Onun dışında bence bazı şeyler fazla tahmin edilebiliridi. Şu an henüz gerçeği öğrenmesekte Ione ve Bakire Kartı hakkında da bir tahminim var, ve açıkçası çıkmasından çok çıkmamasına şaşırırım. Her neyse, muhtemelen sırf seriyi bitirmiş olmak için devam kitabını okurum diye düşünüyorum.
(BELKİ BUNDAN SONRASI Bİ MİKTAR SPOİLER'A KAÇAR!)
Kitap bana bi masal retelling'i anlatıyormuş gibi hissetirdiğinden kitabın daha şiirsel bir dille yazılsa nasıl olurdu diye merak ediyorum. Ya da Kabus karakterinin aslında kötü karakter olsaydı ve başından beri amacı kontrolü eline alıp tüm kartlara ulaşıp onlara tek tek dokunmak dokunmak olsaydı aşırı keyifli olmaz mıydı?
HGOİ3 bitti ve ben hiç iyi değilim. Nova'ya ne olacak şimdi? O kadar bomboş hissediyorum ki, çok kırgınım, paramparçayım. 4'de bizi ne bekliyor? Daren'i Nova'ya bağlayan tek şey o ikiz alev bağlıydı. Ötesi yok. Hep ondan alınanları ona vermesini bekledi, yalan yok. Aldı da, ve Nova'yı saraydan çıkarıp öylece yıkımın ortasına bırakıp gitti. Gözlerim önünden Arın'ın hayal kırıklığı gitmiyor, ihanete uğratan Su Lordu.... Dolaylı yoldan bunu sağladık ve şimdi bizden nefret ediyor, artık onun dengi değiliz. Atlantis'in anahtarı değiliz. Tek başımıza boğulacağız ve bizi yolu gösteren kimse yok. Mahvolmuş gibi ve bir da toparlanamyacak gibi hissediyorum. Bize düellolarda kim meydan okuyacak? Kali mi Ayzer mi? Su Varisliğini de kaybedecekmiliz gibi hissediyorum. Ne kaldı geriye? Azyer'in ihaneti var, özür bile dilemedi. Neugulimiz kayıp. Herkes kapısını kapatsa gideceğimiz Erim yok. İkiz alev bağı koptu. Daren bizden kurtuldu, muradına ermiştir artık heralde. Arın'ın hayal kırıklığı olduk, Su haklı muhtemelen bizden nefret edecek. NE KALDI NE? Gökyüzü Varisliğini de alıp bi taraflatına montelesinler, yeter be yeter. Nova kendini atacaktı neredeyse uçurumdan ve o an orada olsam arkasından ben de gelecektin. Yüzümüzdeki yara da duruyor, saçımız beyaz oldu ve gözümüz de mavi zaten sinirleirm çok bozuk, mahvetti beni bu kitap. Ya bu kız ne çekti diyara geldiğinden beri? Bi o çekiştiriyor bi bu, Salda'ya dönse kimse tanımıyor, babamız bile bile bize yabancı. O da babamız değilmiş zaten muhtemelen Hava Hanesinden biri ama 4 elemente hükmedemeyeceğiz çünkü bağ gitti, Daren gitti. Zaten senden nefret ediyordum iblis pisliği ama yokluğun var.
&
İçimi bol bol döktüğüme gmre akıl sağlığımı koruyabilmem için HGOİ4 teorileri üretmeis lazım beynimin.
1.Butimar kuşu bizim yeni Neugilimiz
Spiler İçerir!!!
O son neydi öyle? Bir insana bu yapılır mı ya? Mahvoldum. Bittim. Paramparçayım. Aşamıyorum bir türlü. Ya daha ilk kitaptan böyle bir sonla karşı karşıya geleceğimi biliyordum. Çünkü Rin bir anti-kahraman ve her anti kahraman'ın hazin sonu ölüm oluyor. Ya biri de bir kere mutlu olsa ne olur sanki sevgili yazarlar?
Rin'in nefreti bile seri boyunca beni yordu o nasıl bunu taşıyabiliyor? Kaybettiği her şey için intikam almak istiyor. Ve Anka'nın bir noktada kontrolü ele almak isteyeceğini ve Rin'in buna karşı koymak için hayatını kaybedeceğini tahmin ediyordum ama Yanan Tanrı'nın sonlarına doğru yaklaştıkça artık dedim ki galiba yazar ters köşe yapacak ve güzel bir sonla bitecek kitap. Gerçekten buna inanmıştım. Ama savaşların kazananı olmayacağını acı acı öğrenirken umutlarım tamamen tükenmişti. Ama Kitay ve Runin güneydeki haşhaş tarlalarını bulduklarında işte bu ya dedim. Tıpkı Rahibe Pietra' ya yaptığı gibi tüm Hasperyalılara afyon solutup onları Patreon'a çekmelerini ve bütün inançlarını yerle bir ederek onları bitirmebileceğini hayal ettim. Sonra hepsi kül oldu. Vekna'nın ölümünü daha kaldıramamışken Rin'in bu defa da Kitay'dan şüphe etmesi beni paramparça etti. O Kitay be Rin... Ne yaparsan yap hep yanında olan tek kişi. Vekna'nın fedakarlığına rağmen bile hala ondan şüphe duyduğun için de seni affetmedim. Ama seni anlayabiliyorum çünkü Runin, defalarca ve defalarca güvendiği insanların ihanetine uğradın.
Ah Nezha... Neden yaptın bunu kendine, Rin'e? İlk kitapta öldüğünü düşündüğüm için seriye devam etmeyecektim sonra kasti spoiler alıp yaşadığını öğrendim ve seriye devam ettim. Seni çok sevmiştim. Rin'e iyi gelebileceğine inanmıştım. O hiç sevilmedi. Hep ötelendi, aşağı görüldü, hiçbir şeye hak görülmedi. Neden? Irkını, doğdu yeri o seçmedi,