Düşüncelerim bir kez daha dörtnala başıboş koşmaya başladı. Gelişigüzel konuşup durduğumu biliyordum ve ağzımdan çıkan her sözü işitip anlıyordum. Yine saçmalıyorsun, diye çıkıştım kendime. Ama elimden bir şey gelmiyordu. Uyanık yatıp uykuda konuşmak gibiydi. Kafam tüy gibi hafifti, bedenimde ne bir ağrı ne bir sıkışıklık vardı ve ruhum gölgelerden sıyrılmıştı. Hiç direnç göstermeden kendimi akışa bıraktım.
Bir süre karanlığı, hiç akıl erdiremediğim bu yoğun ve dipsiz yokluğu izledim. Düşüncelerime sığmıyordu. Ölçüsüz siyahlıktaydı ve üzerime üzerime geliyordu.
İçimde oluşan yaralar, karanlık lekeler giderek yayılmaya başlamıştı ve göklerde oturan Tanrı, yok oluşum genel akışı hiç aksatmaksızın, sanatın tüm kurallarına uygun olarak gerçekleşsin diye gözünü üzerimden ayırmıyordu.