Ay nasıl başlasam ki...
Öncelikle bu mükemmel duology’yi bitirdiğim için kalbim kırık...hem de baya. Kesinlikle okunmayı hak ediyor kesinlikle.
Spoiler içerir. Açıkçası şu an ne yazacağımı düşünürken bile ağlamak istiyorum. Kötü bir son olduğu için değil, hikaye boyunca gelişenler yüzünden. İlk başta 6 kişi sadece paralarını almak için uğraşıyorlardı ve bunun için bütün tehlikelere göğüs gerdiler. Yaralandılar, para kaybettiler, tartıştılar ama ne olursa olsun beraber kaldılar. Sonunda hayallerine kavuştuklarında ise içleri buruktu çünkü herkesin kendi yoluna gideceği anlamına geliyordu. Özellikle Matthias öldüğünde...En az 5 dk ağlamışımdır. Çünkü o grupta herkes ama herkes mutluluğu hak ediyordu. Wylan’ın da dediği gibi “Hepimizin hayatta kalması gerekiyordu.” Bunun yüzünden yazara hala kızgınım.
Kaz’ın zekası, planları zaten inanılır gibi değil. Ne zaman “Anam şimdi kapana kısıldılar!” desem bu çocuk her şeyi düşünmüş oluyor ve kârlı çıkıyor. Nasılll?? Sanırım Kaz’ı uzun bir zaman aklımdan çıkaramayacağım.
Van Eck ve Pekka’nın batmasına daha fazla sevinemezdim. Sonunda hak ettiklerini buldular ya benden mutlusu yok.
Ama beni en en çok mutlu eden bölüm tabi ki de sondan bir önceki bölüm. Gözlerimden kalpler fışkırıyor hala. Kaz’ın İnej için yaptıkları, sonunda hiçbir engel olmadan ona dokunabilmesi ve İnej’in anne ve babasını Ketterdam’a getirmesi... Allah’ımmm!!! Bi de tanışmaya bile gitti yanlarına aaaa!!! Keşke o anları da okuyabilseydik ama olsun, hayalimde çok güzeller.