Gerçek mutluluk, yavaş yavaş, azar azar gelir ve bu bizim hayata karşı davranışımızla doğrudan doğruya ilgili ve orantılıdır. Mutluluk, birbirini tamamlayan ufak tefek şeylerin birikmesinden doğuyor.
Rasim Özdenören, denilince aklıma ilk olarak akıcı ve güzel üslup geliyor. Böylesine akıcı bir denemek yazmak, soyut kavramlarını birbirine ustalıkla bağlamak ve okurken düşünmenize imkan tanıyan bir üsluba sahip olması bence her kitabını okunabilir kılıyor.
"Aşkın Diyalektiği" hiç düşünmediğimiz üzerinde durmadığımız genelgeçer bildiğimiz aşk kavramını; tez, antitez ve sentez olarak bizlere açıklamakta ve farklı bir bakış açısı edinmemizi gerek verdiği örnekler gerekse alıntılarla desteklemektedir.
Aşk, dediğimiz olgunun bakıldığı yere göre ilahi aşka bir yol olduğu, yaşanan ve hissedilenin ilahi aşkın bir yansıması olduğu fikrini bize sunmaktadır.
Belki de mit ya da efsane dediğimiz o imkansız aşkları imkansız yapan bir o kadar bilinçsiz olmasına rağmen aşkın bitmemesi için, aşkın varlığını korumaya çalışmak, vuslata ulaşmamayı kendine yol çizen bir seçimdir, kim bilir...
İnsan kendini aşmaya teşebbüs ettiği ve kendini aştığını sandığı her seferinde, gene kendisi olarak kalmış olduğunu fark etmekte bir kısır döngünün içine düşmüş olduğu duygusuna kapılır.