Aysu Bağcı

"Insanların mutluluk oranı ne kadar yükselirse, mutsuzluk oranı da o kadar artıyor demek."
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ben bunu istiyorum da, bunu istemiyorum da, o şeyi bir tanım vererek kayıt altına almak. Görebiliyor musun? Her yeni deneyimi yaşayıp içinden geçmek yerine, zihinde dosyalar oluşmaya başlıyor.
Biraz zihnini izle. Hangi düşünceler geliyor? Zihninin sen olmadığını, senin o düşünceleri izleyen olduğunu fark et. 'Ben bilincim!' de. Hem düşünceleri hem duyguları hem de bedeninde olanları, mesela bir ağrı, sadece izleyen olduğunu fark et. Bu düşüncelerle ilgili hiçbir şey yapma. Izle. O düşüncelerden birine inandığında oluşan duyguyu izle. Sen o duygu da değilsin. Sen bilinçsin. O duygu seni kim yapıyor izle. O senin o anki oluşun işte. Kim olduğun. Yaşama kendini kim olarak sunduğun.
Köpeklerimiz kendi içgüdüsel tepkilerini verdiler deniz kenarında. Onu yaşadılar. Bir seçim yok. Bize gelince... diyelim ki orada sıkılmak istersen, 'Ben sıkılıyorum' dersen bu ne demek? Ben sıkılanım. Buna ol diyorsun, bu durumda. O zaman düşüncelerin şöyle gelişir: 'Hava soğuk. Kimse yok. Restoran bile kapalı, ne yapacağız burada?.. Hooop,, Zihninin senin talep ettiğin deneyim için ürettiği bu düşüncelerle daha da sıkılan, darlanan oldun işte.
"Mina 'ben' kelimesi öyle katmanları ve her katmanda farkli içerigi olan bir kelime ki, bu soruna cevap vermem birkaç aşamalı olacak. 'Ben' her katmanda ayrı ayrı ne demek, zamanla anlayacaksın. Şimdi yani Mina bir 'tasarım' diyelim. Bu tasarımın yol almak için yaşamda bir yol aracı var ki, o da bedenim evet. Beden olmazsa, senin de dediğin gibi burada olamazsın."