Dışarıdan bir kızın elini tutan bir erkek görüyordunuz. Bir cümle. Elini tutuyordu. Ama o anı kıza veya erkeğe sorduğunuzda, sayfalar dolusu cevap alıyordunuz. Çünkü gördüğünüz sahneyi size bir cümleyle beyniniz söyletiyordu, ama o anı yaşayanlar bunu kalpleriyle anlatıyordu.
Bazı insanlar haketmiyordu.
Sevilmeyi, içinde sürüklendiği hayatı, ailesini, arkadaşlarını, yediği yemeği, giydiği kıyafeti, ayağındaki ayakkabıyı, cüzdanındaki parayı, mevkisini, gözyaşlarını, aldığı notları ve hatta sahip olduğu sevgilisini bile. Ama hepsi saygı duyulmayı hak ederdi. Çünkü saygı olmalıydı, sevmeyebilirsiniz insanları ama saygı duymak zorundaydınız.