İlk kitaptan çok daha güzeldi
8/10
·532 syf.··
2026 1. kitabı
Eveet, uzun süredir buraya gelmemiştim çünkü uzun süredir bir kitabın sonunu görmeyi başaramadım. Kitabı az önce bitirdim ve buna yorum yapmaya başlamadan önce ilk kitabına yazdığım şeylere baktım. İçimden bir hisin ikinci kitabı daha çok seveceğine dair bir şey söylemişim ve tamda dediğim gibi oldu. İlk kitaptan daha çok sevdim, daha çok aktı. İlk kitapta 100 sayfa akmadığından ve alinle olan kısımların beni bunalttığından dolayı yakınmışım. Bence ikinci kitapta bunların azalması ve Aral'la Lina'nın artık yakınlaşma evresine geçmesini okumak daha çok beğenmemi sağladı. İlk kitap gizemlerin önümüze koyulması, travmaların kaosun eksik olmamasıyla geçerken bu kitapta da yine arka planda gizemler kaoslar devam ederken bu sefer ikilinin hisleri yakınlaşmaları tam olarak süslemiş kitabı. Aral'ın çevresinin dahil olduğu kısımlar gerçekten kitapta okumayı en sevdiğim ve en eğlendiğim kısımlar oluyor. Yazar öyle bir yazmış ki o arkadaşlık bağları, samimiyeti, sıcaklığı hissediyorsunuz. Çok keyifli okudum, normalde slowburn sevmem, çok hızlı giden işleri de sevmem yazar bu kitapta ortayı bayağı iyi ayarlamış. Kesinlikle üçüncü kitaba geçeceğim lakin araya başka okumak istediğim şeyleri sıkıştırmayı planlıyorum önce. Şimdilik bazı insanlar böyle yaşar evrenine ufak bir mola verip, okumanızı da tavsiye ederekten yorumumu burada sonlandırıyorum. Gitmeden de değinmek istediğim bir nokta var, o da yazarın yazım tarzını çok beğenmem. Lina'nın özellike "yapmasındı" "üzülmesindi" gibi gibi 'dı' 'di' diye bahsetmesi, düşünmesi çok hoşuma gidiyor. Yazarın kendine has bir yazım tarzı var ve ben beğendim. Bu da küçük bir detaydı işte:)
Bazı İnsanlar Böyle Yaşar 2Filiz Puluç · İndigo Kitap · 20241,051 okunma
Puan vermedi·184 syf.··
2026 17. kitabı
Bazı kitapları siz okursunuz, bazıları sizi okur. Sıfırdan Az benim için ikincisi oldu; adeta bakmak istemediğim bir aynaya dönüştü. Olay örgüsünü uzun uzun anlatmanın bir anlamı yok. Kim kiminle birlikte oluyor, kim hangi gece kayboluyor, kim kime ne yapıyor; romanın kendisi bile bunları sağlam bir hikayenin temeline oturtmuyor. Sonu gelmeyen partiler, partilerden sonra başlayan after’lar, sabaha kadar uzayan ve hiçbir yere varmayan geceler. İnsanlar sürekli hareket ediyor ama kimse gerçekten bir yere gitmiyor. Bir evden ötekine, bir arabadan ötekine, bir bedenden ötekine geçiliyor. Bütün bu savruluşun içinde hayat ilerlemiyor; yalnızca erteleniyor. Her şey dönemin en önemli kanalı olan ve kitapta oldukça atıfta bulunulan MTV klipleri gibi akıyor. Bir şarkı, bir araba, bir otel odası, bir yüz, bir televizyon görüntüsü ve bir başka sabah. Yüzler değişiyor. Sevgililer anlamsızlaşıyor. Mekanlar bulanıklaşıyor. Arkadaşlıklar, ilişkiler, geceler, vaatler birbirinin yerine geçebiliyor. Ama belirli bir madde hep aynı kalıyor. Her şeyin değiş tokuş edilebilir olduğu bir dünyada, en kalıcı bağın insanla uyuşturucusu arasında kurulması romanın en rahatsız edici tarafı. Her şey çözülürken o tek bağ sıkılaşıyor. Geriye kalan tek sadakat neredeyse o oluyor. O sadakatin de ismi Kokain. Bu kitabın bakmak istemediğim bir aynaya dönüşmesinin sebebi de bu aslında. Bir dönem birini tanımıştım. Onu değil belki ama onun etrafında oluşmuş büyük boşluğu düşündüm bu kitabı okurken. Büyük bir şehre geldikten sonra gecelerin, çevrelerin, uyuşturucunun ve hızla tüketilen yakınlıkların içinde yavaş yavaş yönünü kaybetmiş birini. Çok sayıda insanın arasında yaşayıp hiçbirinde gerçekten kalamayan, hayatı dolu görünen ama o doluluk içinde kendine ait bir yer bulamayan birini. Onun hayatında
Sıfırdan AzBret Easton Ellis · İthaki Yayınları · 202642 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
7/10
·72 syf.··
2026 48. kitabı
Konusu kısaca Bir kasabadaki hastanenin Altıncı Koğuş adı verilen akıl hastaları bölümünde geçen hikâyede, doktor Andrey Yefimiç Ragin ile hasta İvan Dmitriç Gromov arasındaki diyaloglar merkezdedir. Doktor başlangıçta pasif, kaderci ve “her şey zaten anlamsız” düşüncesindedir. Zamanla bu koğuşa ve özellikle Gromov’un fikirlerine ilgi duyar, ama sonunda kendisi de “hasta” ilan edilip aynı koğuşa kapatılır. Bu kitap en çok şuradan vurur: “Dışarıdaki düzen aslında içeridekinden daha akılcı mı?” Çünkü doktorun dış dünyası da en az koğuş kadar anlamsız ve acımasızdır. İnsan bazen dünyayı anlamak yerine, onu “önemsizleştirerek” kendini korumaya çalışıyor. Yani “nasıl olsa her şey boş” demek, ilk bakışta felsefi bir olgunluk gibi duruyor. Ama Çehov bunu tersine çeviriyor: Bu tavır, aslında hayatın içindeki acıya, sorumluluğa ve eyleme kapıyı kapatmak. Bir tür zihinsel kaçış. Koğuştaki Gromov ise bunun tam karşı kutbu gibi. O daha “canlı” bir bilinç taşıyor; acıyı hissediyor, tepki veriyor, itiraz ediyor. Ama ironik olan şu: toplum onu deli sayıyor. Burada Çehov’un rahatsız edici sorusu ortaya çıkıyor: Eğer duyarlılık “delilik”, kayıtsızlık “normallik” ise, normalliğin kendisi ne kadar sağlıklı? Benim okuduğum kadarıyla kitap şu fikri dayatıyor: İnsan sadece düşünerek değil, dünyayla temas ederek var olur. Temas kesildiğinde (duygu, sorumluluk, eylem), felsefe bile bir tür uyuşmaya dönüşüyor. Çıtır okumalık bir kitap ama çok yüksek beklentiye girmemek lazım…10/6.5
Duygu ve Düşünce
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202687,3bin okunma
-kalbimin bir parçası,evim-
Puan vermedi·544 syf.··
2026 24. kitabı
Ben buraya kitabın konusunu değil kendi hislerimi bırakmak istiyorum Analiz benim için yeni basılmış bir kitap değil 2-3 yıldır benimle olan bir dosttu onunla ilk tanıştığımda Azra ve kalemiyle de ilk kez tanıştım.Hayran oldum çünkü oldum olası küçük detaylardan etkilenen biriyimdir yazarın sürekli fark edilmeyecek küçük detaylarla bir bulmaca oluşturması olağanüstüydü bu zamana kadar wattyden en az 150 kurgu okumuşumdur ama favorim kitabım belli favori yazarım belli ,saygılar.
Analiz 1: Yarına Atılan DüğümAzra İzgüner · Ephesus Yayınları · 20263 okunma
6/10
·200 syf.··
2026 26. kitabı
Batman: Wayne Ailesi Maceraları 1 serisine bayıldığım için bu kitaptan da beklentilerim yüksekti doğrusu fakat sadece basit, çokça sorunu bulunan, amatörce bir işten ibaret. Çizimler bir iyi bir kötü, panellemeler rezalet, hikaye sunumu darmadağın, tempo berbat, karakterler boş birer kabuktan ibaret... Anlayacağınız pekte okumaya değer bir iş değil Red Hood: Kanunsuzlar 1 . Tabii yine de merak ediyorsanız ve bir şans vermek istiyorsanız bu cilt çokta pişman etmeyecek, az da olsa keyif verecektir. Lakin Red Hood: Kanunsuzlar 2'den hiçbir şey beklememeniz en doğrusu olur. Bahsettiğim sorunların hepsi bir anda o ciltte beliriyor çünkü. Bariz bir şekilde yazarımız işinde çokta iyi olan biri değil veyahut sadece seriyi yazmak istemiyor. Baskıya değinmem gerekiyorsa da: İki cildinde baskısı gayet yeterli seviyede sayfa kalınlığı ve renk canlılığı açısından. Çeviri konusunda anlamsız ve tuhaf kalan yerler var ancak okunmayacak bir çeviri olduğu söylenemez. Toparlayayım artık. Red Hood'un yazar konusundaki uğursuzluğu maalesef burada da devam ediyor. Seri ilk cilt ile okunabilir çerezlik bir seri iken, ikinci cilt ile tamamıyla rezil bir hal alıyor. Şahsen tavsiye etmiyorum.
Red Hood: Kanunsuzlar 1Patrick R. Young · Athica Yayınları · 20258 okunma
Korku Edebiyatı
10/10
·496 syf.··
Beğendi
·
2026 69. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 23:19
Dean Koontz'un "Fanatikler" gerilim romanı gibi başlıyor fakat ilerledikçe, insanın karanlık tarafını, saplantının nasıl bir deliliğe dönüşebileceğini ve kör inancın bireyi nasıl yok edebileceğini anlatan psikolojik boyuta evriliyor. Olaylar, sıradan insanların giderek fanatizmin etkisi altında nasıl değiştiğini ve bu değişimin çevrelerine nasıl bir yıkım getirdiğini gösteren gerilim dolu bir atmosfer içinde ilerliyor. Dean Koontz, olay örgüsünü sürekli yükselen bir tansiyonla kurarken, okuyucuyu her sayfada yeni bir tehlikenin içine çekiyor. Hikâyede korkunun kaynağı yalnızca fiziksel tehditler değil; insan zihninin kontrolsüz tutkuları, saplantıları ve gerçeklikten kopuşu da en az dış dünyadaki tehlikeler kadar ürkütücü bir hâl alıyor. Karakterler olaylar karşısında yalnızca hayatta kalmaya çalışan insanlar değil; korkularıyla, vicdanlarıyla ve geçmişleriyle mücadele eden bireyler olarak çizilmiş. Özellikle fanatik düşünceye kapılan karakterler, kötülüğün doğuştan değil, kör bağlılık, korku ve manipülasyon sonucunda ortaya çıktığını gösteriyor. Koontz, karakterlerin psikolojik dönüşümlerini öylesine ustalıkla işliyor ki okuyucu bazen onların korkularını, bazen de çaresizliklerini birebir hissediyor. İyilik ve kötülük arasındaki çizginin ne kadar ince olduğu sık sık vurgulanıyor. "Fanatikler", heyecan veren gerilim romanı ve insanın düşünmeden bağlandığı her şeyin zamanla nasıl bir esarete dönüşebileceğini anlatan güçlü bir metin. Kitabı okurken en çok dikkatimi çeken nokta, yazarın korkuyu canavarlarla değil insan doğasının içindeki karanlıkla kurması oldu. Sayfalar ilerledikçe gerilim yükselirken, fanatizmin bireyi nasıl körleştirdiğini, merhameti ve aklı nasıl yok ettiğini gözler önüne seriyor. İnsan psikolojisi üzerine düşündüren, okuru rahatsız ederek sorgulamaya
1000Kitap
FanatiklerDean R. Koontz · İnkılap Kitabevi · 2005117 okunma