Kendimi ne kadar suçlarsam, sizi o kadar yargılama hakkına sahibim. Daha da iyisi, kendinizi yargılamanız için sizi kışkırtırım, bu da beni inanılmaz ferahlatır. Ah azizim, bizler tuhaf, sefil yaratıklarız; hayatlarımıza azıcık dönüp bakacak olsak bizi şaşırtıp dehşete düşürecek ne çok fırsat buluruz.
Kendime acıyabilmek için unutulmayı istiyordum ben. Çok iyi bildiğim o en kutlu tarihten günler önce tetikte bekler, hataya düşeceğini umduğum kişilerin belleğini uyarabilecek hiçbir sözü ağzımdan kaçırmamak için dikkat kesilirdim. Yalnızlığım iyice kanıtlandığında, kendimi erkekçe bir hüznün güzelliğine bırakabilirdim.
Bir körü karşıya geçmesine yardım ettiğim kaldırımda bırakırken şapkamı çıkarıp selamlıyordum. Bu selam kuşkusuz ona yönelik değildi, çünkü bunu göremezdi. Öyleyse kime yönelikti? Halka. Oyun sonrası selamlama faslı.