Azər

Herşey yolunda giderken bile herşeyde keder vardı.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Gayet tabii ki elle tutu­lur bir şeyler yazmak için en az ellisinde olmak gerekiyordu. Ne kadar çok ırmak geçersen ırmakları iyi tanırsın, tabii eğer suyun azgın yerini ve görünmez kayaları geçebilirsen.
Kadınlar: giysilerinin rengi, konuşma tarzları, bazıları­ nın yüzündeki acımasızlık ifadesi, ya da saf, neredeyse büyü­leyici kadınsı güzellik daima etkilemiştir beni. Bizden üstün­lükleri vardır: herşeyi çok daha iyi planlarlar ve organize ederler. Erkekler bir futbol maçı izler, bira içer, ya da bovling oynarken, kadınlar bizi düşünüyorlar, bizi kabul edip et­meme, atıp atmama, öldürüp öldürmeme, ya da sadece terkedip etmeme konusunda enine boyuna düşünüp karar veriyorlardır. Sonu pek önemli değil; ne yaparlarsa yapsınlar so­nunda biz yalnız kalıp kafayı yiyoruz.
Ne boktan bir adamdım ben? Ger­çek olmayan, muzır oyunlar oynuyordum. Amacım neydi? Neyin peşindeydim? Kendi kendime bunun sadece bir arayış, yalnızca kadınlar üzerinde bir inceleme olduğunu söylemeyi daha ne kadar sürdürebilecektim? Üzerinde düşünmeden olayları kendi gidişatına bırakıyordum. Kendi bencil ve ba­yağı zevkimden başka bir şey düşündüğüm yoktu. Şımarık bir lise öğrencisinden farksızdım. Bir orospudan daha kötüy­düm, orospu, insanın sadece parasını alır, başka bir şeyini değil. Bense başkalarının yaşamları ve ruhlarıyla oyuncağım gibi oynayıp duruyordum. Kendimi nasıl adam sayabilirdim? Nasıl şiir yazabiliyordum? Neyin nesiydim? İkinci sınıf bir De Sade'dim, onun zekâsı yoktu bende. Bir katil bile benden daha dürüst ve açık sözlü olabilirdi, bir ırz düşmanı bile. Ru­humla alay edilmesine, oynanmasına izin vermezdim, bunu gayet iyi biliyordum. Gerçekten de iyi birisi değildim. Halı üzerinde bir aşağı bir yukarı yürürken bunu hissediyordum. Yo hayır, iyi biri değildim. Daha da beteri, kendimi olmadı­ğım biri — iyi birisi — gibi lanse etmemdi. Sırf bana güven­lerinden dolayı başkalarının yaşamlarına girebiliyordum. Böylelikle bayağl zevkimi en kolay yoldan giderebiliyordum. Sırtlanın Aşk Hikâyesi 'ni yazıyordum.
Günlük yaşamımda stres ve delilik olmadığı zamanlar, bağ­landığım bir şey kalmamış gibi hayal kırıklığına uğruyordum adeta.