Şevval Dilara

Ahlak, iradenin ta kendisidir. Bilgi ahlak doğurmaz.
Fakat faziletin değeri hakkındaki bu kanaat, sırf bir fikirden mi ibarettir? Böyle bir kanaate tam olarak sahip olabilmek için, daha önce edinilmiş tecrübe lâzımdır; başkalarının ıstırabının dindirilmesi gerektiğine hükmetmek için, önceden acı çekmek lazımdır, merhameti sadece bilmekle kalmayıp gerçekten harekete geçmek isteniyorsa merhamet tecrübesini yaşamak gerekir. Burada iyiliğin egzersizi, onun bilgisinden önce gelmektedir.
Sayfa 32
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!

Şevval Dilara

, bir kitap okudu
Puan vermedi·315 syf.·
42 günde okudu
·
2024 7. kitabı
İsmet Özel
9/10 · 4.085 okunma
Benmerkezcilik yaygınlığını bütün bir topluma maledebilmişse, artık buna bir tür milliyetçilik, kavmiyetçilik, hatta daha doğrusu kavim-merkezcilik, yani "ethnocentrisme" demek yerinde olur. Bu duyguyu belki bütün milletler kendi ölçülerinde, kendi özelliklerine bağlı olarak yaşıyorlar. XIX. yüzyılda Fransa medeniyet bayrağını kendi elinde tuttuğunu sanarak, Fransız kültürünü götürdüğü her yere medeniyeti de götürdüğünü ileri sürebiliyordu. Birinci cihan harbine ve arkasından ikinci cihan harbine mesnet olan fikri yaklaşımlar içinde Fransızların "civilisation", Almanların "kultur" şampiyonu olmaları önemli yer tutar.
Gerçekte medeniyet insanın kendini sun'î unsurlarla çevirip bezemesi olayıdır. İnsanın tabii konumunu en uygun biçim içinde devam ettirme tavrı medenî bir yaşayış tuzağına düşmeden de gösterilebilir. Fasih Arapça konuşmak bir zamanlar "bedevilerin" bir imtiyazı idi. Dildeki mükemmellik düşüncede yüksek seviyeyi işaret eder. Öyleyse yaşama biçiminin yapay unsurlarından arınarak da "üst" düzeyde bir hayat kurulabilir. Bize düşen medeniyetin zorlamaları karşısında bir ayıklamayı başarabilmek olmalıdır. İnsan olarak bizleri tabii hasletlerimizden uzaklaştıracak, bizi tağutlara bağlayacak medeniyet verilerini reddetmek, buna karşılık insanın kendini daha sahici hissetmesi, İlâhî olanla bağını kuvvetlendirebilmesi için kolaylık sağlayıcı insan değerlerini benimsemek dün olduğu gibi bugün de yaşayışımızın temel doğrultusunu teşkil etmelidir.
Sayfa 190·Kitabı okudu
Müslüman olmamız elimizdeki imkânlar dolayısıyla ve bizi kuşatan şartlar içindedir. Biz, bu şartların, bu dünyanın, bu akıl yapısının, bu işleyişin insanları, Müslümanlarıyız. Hiç kimse yanlış bir çağda dünyaya gönderilmiş olduğunu düşünmüyordur, umarım. Bu dünya ile alışverişte bulunmak yükümlülüğü bizim üzerimizde. Çünkü biz bu zamanın ve bu yerlerin insanlarıyız.
Sayfa 180·Kitabı okudu