Anlamadı yaptığı şeylere rağmen ondan soğumamak için verdiğim çabayı anlamadı, Şimdi beni suçluyor biliyorum ama ben de çabalarken onu suçluyordum vazgeçtim artik. istediğine gülebilir gözleri benim savaşım bitti ve tabiki ağır yaralandım bu kacınılmazdı çünkü düşmanımı dost zannetmiştim ve kaybettim yeri geldiğinde kaybetmekde güzeldir azizim daha da güçlenmek için.
Ve sonra, o en karanlık dönemeç: 12 Eylül’ün o kurşun gibi ağır baskısı, Sansür kurullarından dönen, acımasızca makaslanan o kırık film şeritleri... Sen pes etmedin azizim; Tarık Akan ile omuz omuza, Set işçilerinin nasırlı elleri, oyuncuların çiğnenen hakları ve sendika barikatları için Kamera arkasında da o sarsılmaz iradenle kavgaya durdun.
Şiir
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Sen azizim, bir bakışın içine koca bir memleketi, Taşranın o bitmeyen kırık akşamüstlerini sığdırandın. Öyle bir gülerdin ki, hani o karanlık salonlarda yüzümüzde güller açardı, Bir sinema perdesi değil, bir insan kalbi kımıldardı yerinden.
Şiir
Biz bir adamı uğurlamadık aslında, Bir istasyon kahvesinde, sinemanın o nemli, o loş dumanında Eksilip duran bir şeyleri bıraktık masada. Günlerdir bir çocuk saflığıyla beklediğimiz o iyi haber, Geldi ve oturdu göğsümüzün tam ortasındaki o eski, o kırık sandalyeye. Bir bayrak yarıya indi şimdi içimizde, kendi rüzgârsızlığından yorulmuş gibi. Sen azizim, bir bakışın içine koca bir memleketi, Taşranın o bitmeyen kırık akşamüstlerini sığdırandın. Öyle bir gülerdin ki, hani o karanlık salonlarda yüzümüzde güller açardı, Bir sinema perdesi değil, bir insan kalbi kımıldardı yerinden. Şimdi bakıyorum o eski film şeritlerine, o buğulu akşamlara; Selvi Boylum Al Yazmalım’ın o içi içine sığmayan, yaralı İlyas’ı, Kırık Bir Aşk Hikâyesi’nin o kendi yalnızlığında boğulan Fuat’ı, Alev’in o dalgalarla boğuşan Yağmur Reis’i, Köprü’nün o idealist, o fırtınalı mühendis Ahmet’i... Bodrum Hâkimi’nin Ömer’i, Devlerin Aşkı’nda gururuyla çarpışan Tarık'ı... Sonra bir köşede, duvarların arkasında Karılar Koğuşu’nun Murat’ı, 72. Koğuş’un o kederi göğsünde taşıyan Ahmet Kaptan’ı Ve adaletsizliğin o sağır kapısında tek başına devleşen Tatar Ramazan... Ve sonra, o perdenin ardındaki o en büyük, o en ağır kavga: Bir barış inadı, hani "barış, barış" diye diye tükenen o koca ömürler... Görmeden gitmek, o büyük rüyayı yarıda bırakmak gibi gelse de dosta, Bir anlamı kalıyor işte; bir vasiyet gibi kalıyor sokakların tozunda. Gitmek, senin gibi adamlar için sadece bir kelimedir, biliriz. Sen gitmedin ki Kadir Abi, Can verdiğin her omuz, o haksızlığa eğilmeyen mağrur başın,
1000Kitap
İnsan yarım kalmaz azizim. Yarım bırakılır, Yarı yolda bırakılır, Yaralı bırakılır...
İçimizde Şeytan mı var ?
Ne şeytanı azizim, ne şeytanı ? Bu bizim suçumuz, bizim uydurmamız. İçimizdeki şeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu... İçimizde acizlik var, iradesizlik var, bilgisizlik var, tembellik var, hakikatleri görmekten kaçmak var... (İzdiham Geceleri,Haziran'26)