Derin bir sızı giriyor içeri
Son bir defa bakarken caddelere
Dükkanlara, evlere, kahvelere
Hatıra yüklü kervanlar geçiyor
Dolu dolu gözlerinin önünden
Bu son yadigar mı bir ayrılık gününden
Ne unutulmaz zamanlar geçiyor
Ağır ağır biz farkında değilken
Gökler masmavi, yaprak yemyeşilken
Sen istediğin kadar unutulmaz de
Bu son dakika, bu vakitsiz yağmur Unutulur ,azizim unutulur
Bu o Mustafa Kemal'dir ki pek az evvel padişah tarafından 'asi' suçlamasıyla aleyhine hükümler savruluyor ve asker, cephane, silah namına hiçbir şeye sahip bulunmuyordu. İşte azim, gayret, emek bak ne yapar azizim.
—İşte Mustafa Kemal Ankara'da Büyük Millet Meclisi'ni kurduğu 23 Nisan 1920'den sekiz ay sonra İnönü'de Yunanlıların karşısına adeta düzenli bir ordu çıkarıp savaştı. Ordu çıkarıp bir şey yapamayanlar da vardır. Fakat Mustafa Kemal ordusuyla düşmanı ezdi, kaçırdı ve İnönü savaşını kazandı.
Bu o Mustafa Kemal'dir ki pek az evvel padişah tarafından 'asi' suçlamasıyla aleyhine hükümler savruluyor ve asker, cephane, silah namına hiçbir şeye sahip bulunmuyordu. İşte azim, gayret, emek bak ne yapar azizim.
Halbuki ne şeytanı azizim, ne şeytanı? Bu bizim gururumuzun, salaklığımızın uydurması... İçimizdeki şeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu... İçimizde şeytan yok... İçimizde aciz var... Tembellik var... İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey:hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var...