Yanlız bunan öte tarafta, birdenbire karşıma çıkan bir komedi yahut facia, birkaç dakika bana her şeyi unutturdu. Biraz evvel yanımızdan geçen ihtar balıkçı, elinde bir kürekle kara bir sokak köpeğini kovalıyordu. Hayvan bağıra bağıra oradan oraya kaçıyor, ihtiyar, ara sıra yetiştikçe biçarenin, ötesine berisine yapıştırıyordu.
Evvela köpeğin kuduz olması ihtimali aklıma geldi ve duraladım. Fakat şimdilik balıkçı, ondan daha kudurmuş görünüyor, kendini kaybetmiş bir halde, çırpınıp çırpınıyor ve bağırıyordu.
Birden bire yanına yaklaşmaya cesaret edemeyerek bağırdım:
—Ne var, ne istiyorsun zavallı hayvandan?
İhtiyar, iyiden iyiye solumuştu. Bir an, dayağa fasıla vererek küreğe dayandı. Ağlar gibi bir sesle:
—Ne olacak, ateşte kaynayan katranı devirdi meret, dedi. Lakin bunu onun yanına bırakmayacağım.
Hiddetinin sebebi anlaşılmıştı. Köpek, balıkçının kumsalda bir çalı ateşi üzerinde kaynamakta olan bir teneke katranını devirmişti. Büyük suç!...
Feride'ciğim hak veriyorum sana Büyük Suç! Reşat Nuri Gültekin de bu canım hayvanlara yapılan eziyeti işlemiş. O kadar çok üzüyor ki bunlar beni kaç hayvan bazı insanlar yüzünden can veriyor. Ve bunca günahsız hayvana bunlara yapanlar, biz günahkar insanlara kim bilir neler yapar? Tehlikedeyiz...