Azra Akıncıoğlu

Cinsiyetimizi ve tarzımızı yanlış anlıyormuşuz Terbiye, moda, dans, kıyafet, oyun, İşte bunları istemeliymişiz; Yazmak ya da okumak ya da düşünmek ya da araştırmak, Güzelliğimizi gölgeler, zamanımızı tüketirmiş, Ve en güzel çağımızda engellermiş zaferlerimizi. Berbat bir evin sıkıcı işleriniyse, En büyük sanatımız ve yararımız sayar kimileri.
Reklam
yürümek, dönüp bakmamak arkaya. Arkada ne var? Yan yana asılı duran resimlerin korkutucu düşlerle yüklü can sıkıcı renklerinden başka. Susmak, tanımak, sevmek. Üşüdü, geri döndü, paltosunu aldı vestiyerden.
Sayfa 152·Kitabı okudu
Çocukluğunda, büyük annesinin salonunda gördüğü bir resmi hatırladı ela; gümüş bir tabakta üç şeftali. Bir yere konmanın, bir yerde durmanın, hareketsizliğin resmi: Natürmort. Natürmort nedir? Diye sormuştu. Ölü tabiat. Tabiat ölmez ki demişti ela. Nasıl ölmez? Yağmur yağar, çiçekler açar, kuzular Meler, hani ilkbaharda ilkokul kitaplarındaki gibi. Ama basmakalıp bir el, bir tabağa üç şeftali koyarak durdurur bir şeyleri, durdurduğunu sanır, yan yana resimler asarak aynı yüzleri, aynı cümleleri, aynı alışkanlıkları, başlangıçları ve sonları yan yana, birbirlerini tekrarlayan, ama hiçbir şeye bütünlenmeyen ayrıntılarda durmadan gelişen, oluşan güçlerden korunmak için gülünç bir sığınak yapar, içine girer, bütün sığınak insanları gibi korkar. Ama titrer, dışarıda yıkılan, değişen şeylerin ona varabilecek uzantısından.
Sayfa 151·Kitabı okudu
seni tek başına, bunları görmeden, duymadan, düşünmeden nasıl sevebilir. Sevgimi bunlardan nasıl sıyırabilirim? Bu denize, bu güneşe, bu birbirlerinden korkan, birbirlerini suçlayan bakışların bir yerlerine beni bağlayamazsan nasıl sürer anlarımız? Seni bütün bunlardan, bu denizden, şaraplardan, horalardan, bu evi uzatmayı bilen ve unutan insanlardan ayrı bir eşya gibi nasıl sevebilirim? Ben sana benzesem de, sen bana benzese de, biz birlikte bu haksızlıktan ayrı, yabancı, kopmuş bir benzerliksek nasıl sevişebiliriz? Birbirimizin kopyasıysak yalnızca, hangi noktada başlayıp, hangi noktayayükselir tat alışlarımız? Kendi kendini sevenlerin, kendi kendine tat verenlerin, tadın hemen ardından duydukları sıkıntılı utancı duymaz mıyız? 
Sayfa 145·Kitabı okudu
yapacak bir şey yok yalnızlığa karşı. Anlamanın başında, o beceriksiz başlangıcında yalnız gelecektir. Bunu büyütmemek, başı sonu belli bir çocuk hastalığı gibi beklemek, kızamık gibi, suçiçeği gibi, eskiden öldürücü hastalıklardı bunlar.
Sayfa 139·Kitabı okudu
Reklam