seni tek başına, bunları görmeden, duymadan, düşünmeden nasıl sevebilir. Sevgimi bunlardan nasıl sıyırabilirim? Bu denize, bu güneşe, bu birbirlerinden korkan, birbirlerini suçlayan bakışların bir yerlerine beni bağlayamazsan nasıl sürer anlarımız? Seni bütün bunlardan, bu denizden, şaraplardan, horalardan, bu evi uzatmayı bilen ve unutan insanlardan ayrı bir eşya gibi nasıl sevebilirim? Ben sana benzesem de, sen bana benzese de, biz birlikte bu haksızlıktan ayrı, yabancı, kopmuş bir benzerliksek nasıl sevişebiliriz? Birbirimizin kopyasıysak yalnızca, hangi noktada başlayıp, hangi noktayayükselir tat alışlarımız? Kendi kendini sevenlerin, kendi kendine tat verenlerin, tadın hemen ardından duydukları sıkıntılı utancı duymaz mıyız?

yapacak bir şey yok yalnızlığa karşı. Anlamanın başında, o beceriksiz başlangıcında yalnız gelecektir. Bunu büyütmemek, başı sonu belli bir çocuk hastalığı gibi beklemek, kızamık gibi, suçiçeği gibi, eskiden öldürücü hastalıklardı bunlar.