Azra Akıncıoğlu

Sevişmeden yalnızca dokunmayı, aşk sözleri söylemeyi anlamıyorum. Yeni sözler öğrenmek, yeni sözleri daha yenilerle değiştirmek, hep aynı, bellemiş aşk sözcüklerini söylemekten daha koparılamaz bir gerilim doğurmaz mı? İnanmak, bir şeyler yapmak, birlikte daha iyisini, daha güzelini yapmak, bunun için sevmek; çünkü bunlar sevgisiz olmaz.
Sayfa 123·Kitabı okudu
Reklam
Bıktırıcı, usandırıcı, yorucu. Sevişmek yoran, bıktıran değil, bir şeyleri değiştiren, oluşturan, geliştiren bir şey olmalı.
Sayfa 123·Kitabı okudu
Kim aynadaki görüntüsünü usanmadan seyredebilir? Kim kendi sesini dinleyebilir saatlerce çıldırmadan?
Sayfa 118·Kitabı okudu
Şenel ölmüştü. Bir Amerikalı vurmuştu onu. Anası yasak ederdi Şenel’le oynamayı.” sonu kötü gelecek o kızın” şimdi öldü Şenel. Çocukken bütün o yasak oyunlar yanı sıra “ güzellik, çirkinlik” oynardı Şenel’le. Şenel Ela’yı, öteki oyunları razı etmek için bu oyunda “ çirkinlik” olmayı kabul ederdi. Hep güzellik olurdu ela. Kaşlarını kaldırır, dudaklarını büzer, güzel olduğunu sanırdı. Şenel, daha çocukken kendisine yakıştırılan kötülüğü, çirkinliği bir ölümle ödedi işte. Ya benim güzelliğim? Küçükken kendime yakıştırdığım? Şim yedek nice ince düşünce ve cümle adına attığım adımlar için beni ona değil, buraya, bu evraklı, dosyalı, maaşlı, ucuz, bayağı dönme dolaba getirdi?
Sayfa 115·Kitabı okudu
hepsi gereksiz, ama vazgeçililemeyen şeyler; hepsi bir gün başlatılmış, sürdürülen şeyler; hepsi bırakılabilir, son verilebilir, ama buna bile degmeyen şeyler; hepsi temelde hiçbir şey değiştirmeyen, değiştirmesi söz konusu olmayan, yalnızca sürdürmek için var olan, bazı şeyleri gerekli göstermek için var olan; maaşları, müdürlükleri, kadro cetvelleri, tayinleri, terfileri, sicilleri, bütün bu önemli şeyleri, bir çarkı, belki de bir düzeni sürdürmek için var olan şeyler.
Sayfa 112·Kitabı okudu
Reklam