Yazarla tanışma kitabım ve sevdim kitabı. Yazarımız yerli Agatha Christie aday, hatta güçlü bir aday. Aslında serinin ikinci kitabı imiş ama bağımsız okunır dedikleri için okudum. Dili çok akıcı ve kolay, hissedilen gotik havası mevcut ama dilde.Birde atasözü gibi sözler vardı çok hoştu. Baştaki karakter tanıtımı bayağı işe yaradı. Ama bazı bilmediğimiz kelimeler içinde sayfa sonunda sözlük olabilirdi.
Gelelim konuya; Ela, Dean, Dante bir otele dedektiflik semineri için giderler., kar yağışı yüzünden de otelde herkesle birlikte mahsur kalırlar. Ve orada kahramanlarımız kendilerini işlenen cinayetlerin içinde bulurlar. Katil aralarındadır ve hepsi öldürülme tehlikesindedir. Akıcı bir kurgu idi, tek eleştirim bu kadar cinayet ölüm oluyor ama grubumuz hadi bir kahve içelim modunda rahattı. Ben Ela Dean aşkını kitaba göre dozunda buldum ve sevdim. Kitapta ilişkileri hakkında kurulan bu cümleyi ise çok sevdim: "Sen lider olansın, o ise senin arkandaki sessiz güç.”
Zamanla yazarın daha tecrübe kazanıp çok çok güzel polisiyeler yazacağına eminim. Gönül rahatlığı ile okuyacağınız bir kitap tavsiye ederim
1080 sayfa klasik harici okuduğum en uzun kitaptı, oku oku bitmedi. Aşırı beklenti ile başladım o kadar reklamdan sonra ve beklentimin altında kalan çok fazla kısım var. Yazarın dili uzun uzun gereksiz anlatımları beni yordu ve bu kadar uzun anlatımlarda bir derinlik olmamasıda cabası. Ölümsüzler ve Kutsal Ateş arasında bilgi taşıyan iki karakterin aşk hikayesini okuyoruz.Helena herkesin manüpile ettiği bir karakter, Kaine ise efsane bir aşık efsane güzel bir adam. Burada ölümü ve kötülüğü temsil etsede asla kötü değil. Bence asıl her iki tarafın amaçları uğruna o kadar kişiyi ölüme gönderen liderleri kötü. Tam filler tepinirken çiğnenen karıncalar misali. Kitapta yarım kalan açıklığa tam kavuşmayan çok şey var. Misal morugh (ölümsüzlerin lideri) u nasıl öldürdü Lila, bunun adım adım ayrıntısını isterdim. Mutlu sonu sevdim ama bu şekilde değil. Kaine mutlaka aklanmalı idi, geri planda kalmamalı idi. Kitapta en çok Kaine nin aşkını sevdim, çok güzel sevdi ve asla pes etmedi. Helena nın da onu ölüme terk etmemesi güzeldi. Yoksa hepsi bilindik anime hikayesi. Ha bu arada bende asla ağlamadım. Sadece Luc ölürken biraz duygulandım ama o kadar.