Fakat Yemen'de, Havran'da, Kürdistan dağlarında, Arap çöllerinde isyarılar, ayaklanmalar peşinde aç, susuz, maaşsız sürünen hakiki subaylar; milletin öz ve fedaî çocukları, hemen hiçbir karşılık beklemeden, mideleri boş, fakat ruhlarını, çocukluk çağlarının hâlâ sönmeyen şan ve şeref duygularıyle doyurarak, unutulmuş, terk olunmuş olsalar da, ruh ve inançlarındaki değerleri kaybetmemeye çalışıyorlardı. Ülkenin bir ucundan diğer ucuna koşar ve erir dururlardı.