"(...) başkalarının şikayetini işitemediğimiz için kendi ıstırabımızı daima her ıstırabın fevkinde görürüz ki bu da ruhlar arasındaki 'ebedi ayrılık'ın bir başka neticesidir."
"Uzun müddet hareket ve faaliyetten kalan uzuvlar gibi kalbi de, bazı nev'i hisleri de uzun bir atalet neticesinde uyuşturmak, söndürüp körleştirmek mümkündür. Görme kabiliyetini kaybetmiş bir göz, kurumuş bir parmak, söndürülmüş bir hasta ciğer nasıl yaşayan ve duyan uzuvların konseri içinde bir meyt gibi atıl ve hissiz yaşarsa söndürülmüş bir arzu da öylece kalbin bir köşesinde kuruyup kalır."
"Bazen etrafımızda o kadar esrarlı bir hadise olur ki ince teferruatına kadar bunu sezeriz, fakat hiçbir şey idrak edemeyiz; ruhumuzun içinde ikinci bir ruh her şeyi anlar, fakat bize anlatmaz, böyle korkunç işaretlerle bizi muammanın derinliklerine atar ve boğar."
"(...) aldatılmasını o kadar az öğrenmiştim ki, yalan bana suçların en ağırı gibi geliyordu; ve bir yalan söylendiği zaman insanların değil, eşyanın bile buna nasıl tahammül ettiğine şaşıyordum."
"(...) bir diş çektirdikten sonra bile yerinde ağızdan daha büyük bir boşluk kaldığı zannedildiği halde, ayrılan bir bacağın yerinde kalan uçurumun baş dönmesine nasıl alışılır?"