Tarih bize, bütün beşerî hamlelerin, kendine has bir dünya görüşü ve yepyeni bir sanat telakkisi ile başladığını ve hedefine ulaştığını ispat eder. Yani kitlelerin düşünce ve duygu hayatlarını cezbedemeyen herhangi bir hareket başarılı olamaz.
Güzel sanatlar, yalnız ferdin heyecanlarını inceltmeye, duygularını yüceltmeye yaramaz, o, cemiyetlerin de birlik ve bütünlük içinde gelişmesine ve orijinal bir 'milli zevk' etrafında toplanmasına vesile olur.
O halde iş bize düşmektedir. Ne pahasına olursa olsun, genç nesiller ve 'aydın kadrolar', tam bir aşk ve romantizimle kendilerini 'Türk-İslam medeniyetinin dirilişine' adamalıdırlar.
...
Böyle bir kadronun doğuşu, mutlaka ama mutlaka bizim zaferimiz demektir.
"...
Bereket ki şimdi genç Türk çocukları, bu faciayı ve rezaleti görmüşlerdir. Onun için büyük bir ıstırapla uyanan Müslüman-Türk çocukları, yepyeni bir aşk ve heyecanla 'Yeniden İslamda dirilmek' şuuru içinde hareket etmektedirler. "