Güzel sanatlar eğitiminde 'insanı tanımak' esastır. Bu sebepten diyoruz ki, 'çağdaş bir sanatkar', hangi güzel sanatlar dalında çalışırsa çalışsın, mutlaka güçlü bir imana, tefekküre, sosyoloji ve psikoloji bilgisine muhtaçtır.
Yani sanatkâr, bir taraftan kendi dalında birikmiş olan 'milli' ve 'beşeri' tecrübeyi tevarüs edecek, diğer taraftan başta 'kendi insanı' olmak üzere 'mücerret insanı', bütün incelikleri ile tanıyacaktır. Tarih ispat etmiştir ki, 'deha' ile 'cehalet' bir arada bulunamaz.