فَاَصْحَابُ الْمَيْمَنَةِ مَٓا اَصْحَابُ الْمَيْمَنَةِؕ
وَاَصْحَابُ الْمَشْـَٔمَةِ مَٓا اَصْحَابُ الْمَشْـَٔمَةِؕ
وَالسَّابِقُونَ السَّابِقُونَۙ
اُو۬لٰٓئِكَ الْمُقَرَّبُونَۚ
Biri, amel defteri sağından verilenlerdir; ne mutlu o sağından verilenlere!
Diğeri amel defteri solundan verilenlerdir; ne bedbaht o solundan verilenler!
Önde olanlar; (erdem, amel ve ödülde) önde olanlar;
İşte onlar nimetlerle dolu cennetlerde Allah'a en yakın olanlardır.
Uzunca düşüncelerin iki kelimeyle bir araya gelememesiydi özlem. Bu özlemin eksikliğini, özlem duyduğunun sende bıraktığı yorgunluk sanırsın. Halbuki bundan yorulmamıştım. Ki yorulsam da özlemimi yaşamak zorundaydım, hâlâ zorundayım.
Ne diyordu Seyyid Kutub, Kur'an'ın Gölgesinde: "Hidayeti ve iyiliği sırtlayıp insanlara iletmenin sağlayacağı psikolojik haz değildir söz konusu olan. Görev; ne savsaklanabilecek ne de tereddütle karşılanabilecek olan yüce bir görevdir..."
Görev, özlem duyduğuna sıkı sıkı sarılma görevidir. Ki Allah bizimledir! Allah O'na, O'nun rızasına özlem duyanlarla beraberdir.
Ukbe İbn Amir'den (r.a) nakledilmiştir:
Allah Rasûlü (s.a.v) "Yerine getirmenize en layık şart, namusları kendinize helâl kılmanızı sağlayan (evlilik sözleşmesinde koşulan) şartlardır" buyurmuştur.
İnsanın kalbini bozacak tüm işleri bile isteye yaptıktan sonra "Neden böyle oldu?"ları sorgulamak ahmak işidir, hatta ikiyüzlülüktür. Temiz kalp kötülüğü yabancılığından tanır ve onu kendinde hissettiği anda kötülüğe de buna sebebiyet verene de soğur.
Bu durumu meşrulaştıranların, vebalin büyüklüğü altında şekil değiştirerek kendilerini birer fetva kurulu olarak görmeleri çağın hastalığı olmuş vaziyette.
Rabbim beni ve kardeşlerimi muhafaza et tüm bu şerlerden.
Ebu Hureyre'den (r.a) nakledilmiştir: Allah Rasûlü (s.a.v) "Güneşin doğduğu her gün, insanın bütün organlarının vereceği bir sadaka vardır: İnsanlar arasında adil davranmak sadakadır..." buyurmuştur.