...demek ki yaşayabildikleri kadar yaşamaya karar vermişler. Her gençte olması gereken umut onlarda da varmış, bir gün kaderlerini değiştirecek bir şey olacağına inanmışlar.
Enes'ten (r.a) rivayet edilmiştir:
Hz. Peygamber'in yanında iken bir cenazeye rastlandı. İnsanlar öleni hayırla yâd ettiler. Hz. Peygamber (s.a.v) "Vacip oldu" buyurdu. Sonra başka bir cenazeye rastlandı. İnsanlar onun kötülüklerini andılar. Hz. Peygamber (s.a.v) yine "Vacip oldu" buyurdu. Bunun üzerine "Ey Allah'ın Rasûlü! Her ikisi için de "vacip oldu" buyurdun" dediler. Hz. Peygamber (s.a.v) "Topluluğun şahitliği (makbuldür). İnananlar, Allah'ın yeryüzündeki şahitleridir" buyurdu.
Ubeydullah b. Utbe'den rivayet edilmiştir: Ömer İbnü'l-Hattabı şöyle derken işittim:
İnsanlar Allah Rasûlü (s.a.v)döneminde vahiy ile değerlendiriyorlardı. Artık vahiy kesilmiştir. Şimdi ise biz sizi görebildiğimiz davranışlarınıza göre değerlendiririz. Bize iyi davranışlar sergileyen kişiye güveniriz ve onu kendimize yaklaştırırız. Yalnızken yaptıklarında ise bizim herhangi bir sorumluluğumuz yoktur. yalnızken yaptıklarından hesaba çekecek olan Allahtır. Kim de bize kötü davranışlar sergilerse içinin güzel (kalbinin temiz) olduğunu söylese bile ona güvenmeyiz ve onu tasdik etmeyiz.
Dar kafalıları yanıltmak gibi bir meziyetiniz olsun. Her şeyiyle, inancınızdan taviz vermeden başarabilmeyi gösterin onlara. Size önyargıyla bakanları yanıltmak, onlara verilecek en büyük cevap olsun. İnancınızın gelişmeye, üretmeye engel olmadığını; aksine buna teşvik ettiğini, hatta inancınız gereği bunları yaptığınıza dair şahitler biriktirin. Temsil ettiğiniz değerleri hakkıyla savunabilecek amelleriniz olmalı.
En çok da sizden (senden) olduğunu iddia edip sizi ve değerlerinizi istismar edenlere bunu göstereceksiniz. Mesele birilerine kendimizi ispat etmek değil; yaptıkları hadsizliklere ufak bir cevap vermek sadece.
Bunu nasip eden Rabbime'dir hamdım.