Berk

Berk
zâhid! bana, sen medrese ve hâcemi sorma dersim alırım mekteb-i irfân-ı Ali’den
İttihatçı güruh
Abdülhamid'in Yıldız Sarayı'ndaki şahsî koleksiyonu, l908'deki Yıldız yağmasına rağmen hâlâ Türkiye'deki en değerli kütüphanelerden biridir. Her çeşitten 90-100 bin kitaptan mürekkep bu kütüphanede nadir Türkçe, Arapça ve Farsça yazmalar kadar tarih, edebiyat ve felsefeyle alakalı önemli Batılı eserler de bulunmaktadır. Kütüphanenin hâfız-ı kütübü Sabri Bey, yağmaya gelenleri, kapının önüne çıkarak 'Cesedimi çiğnemeden içeriye giremezsiniz' diyerek püskürtmeyi başarmış bir kitap âşığıdır. (Kütüphanedeki nadir kitapları farklı kütüphanelere dağıtmayı amaçlayan 27 Mayısçılar, bu defa Sabri Bey'in oğlu Nureddin Kalkandelen'in direnişiyle karşılaşmışlar ve 50 yıl arayla girişilen bu iki dağıtma operasyonu da Abdülhamid'in binbir itinayla topladığı koleksiyona zarar vermeyi başaramamıştır. Karpat Hoca, burada Cumhuriyet'in bilim ve ilerleme adı altındaki dogmatizminin Abdülhamid'in islamcı muhafazakârlığını arattığını, ironik bir tonda ilave etmektedir sözlerine.
Tarih
Reklam
Bilir misiniz ki, bu Osmanlı'nın "Tamam mı-Devam mı?" davasının müzakere edildiği konferansa, Osmanlıların delege göndermelerine dahi izin verilmemişti.
Tarih
Evvelâ Meşrutiyeti ilân ederek rejimi, mutlakiyetten şartlı demokrasiye çevirebilmiş olan ttihad ve Terakki, iktidara sahip çıkamamışta, çünkü ne hükümet etme felsefesi, ne kadrosu, ne hazırlığı vardı... ktidar, şekilde bizim, gerçekte eskinin devamı idi ve eskiye dönme de demiyeceğim, amma yapılmış olanı yıkma hareketi, bu boşluklann içinde birden patlayiverdi... Biz, ttihad ve Terakki olarak, hem meşrutiyetin tüm sorumluluğunu yüklenmiştik, hem de Parlamento'da çoğunlukta olarak iktidar partisi idik: Vatanın kaderi bizim elimizde ve omuzlarımızda idi. Aslında ise, iktidarda değildik: Çünkü ne vatanı idare edecek kadromuz, ne de bu kadroyu terkib edebilecek felsefemiz vardı. Bütün bu çelişkiler ve boşluklar içinde iyi niyetimizden asla şüphe edilemezdi ve sanırım böylesine muazzam bir yükü üstlenmemizin başlıca sebebi ve dayanağı da mutlak iyi niyetti. Fethi Okyar
Tarih
9 yıl içinde ülkenin yüzölçümü milyon kilometrekarelerden birkaç yüz bin kilometrekareye büzülüvermişti acemi ellerde
Tarih