Yıl: 1961… Takvim yaprakları, savaşın külleri üzerinde utangaç adımlarla yürürken, babam, Anadolu'nun yorgun toprağından kalkıp, yaralı Avrupa’nın kalbine uzanan bir yolculuğa çıktı. Bu yol, bir geçim kaygısının yanı sıra kaderin ince hesaplarla çizdiği, taşlı, soğuk ve bir o kadar da umut dolu bir patikaydı.
Yediğim berlinerden dudağımın kenarına akan ahududu reçelini, çocukluğumdan kalma bir alışkanlıkla, dilimle yalayarak ziyan etmemeye çalıştığımı fark edip gülümsüyorum kendi kendime. Pudra şekeri ile kaplı dış yüzeyinden bembeyaz olan dudak çevreme aldırmadan içindeki ahududu reçelli dolguyu, her ısırıkta tadına vara vara sindirmeye çalışıyorum.