Puan vermedi·272 syf.··
2026 41. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 00:32
Alex Schulman'ın Hayatta kalanlar romanından çok etkilenmemiştim ama 17 Haziran'ı gerçekten çok sevdim, dili akıcı, betimlemeleri ve olay örgüsü çok güzel işlenmiş kitabı elinizden bırakamıyorsunuz...Eğer insan psikolojisi, duygusal çözümlemeler üzerine romanlar okumayı seviyorsanız, 1 kamp sandalyesi ve termosta kahvenizi alıp serin bir yaz havasında okunabilecek türden. Romanda baş karakterin ölen babasının eşyaları arasında bulduğu eski yazlıklarının telefonunu araması ve cevap gelmesiyle her aramanın 17 Haziran gününe bağlanmasını anlatıyor ve bir dedektif gibi bu günün izini sürüp çocukluğunda yaşadığı ve asla hatırlamadığı çocukluk anısını araştırıyor. Yazarın bu romanında da bir zaman yolculuğuna çıkıyorsunuz kurguyu psikolojik bir araç gibi kullanıyor ve diğer romanında olduğu aile içi travmaların, anne-baba davranışlarının çocukların hayatında bıraktığı izlerin ne kadar bastırsan da umulmadık bir anda çocukluk yaralarının patlak vereceğini, gelecek hayatını nasıl şekillendirdiğini bazen gerilim bazen bir puzzle parçalarını bir araya getirir gibi hızla ve heyecanla okuyorsunuz. Roman size net bir özet sunmuyor ama aynı Stefan Zweig romanları gibi hislerinize hitap ediyor sanki puzzlen son parçası sizdeymiş ve haberiniz yokmuş gibi.#alexschulman #17haziran
17 HaziranAlex Schulman · Timaş Yayınları · 2026695 okunma
10/10
·380 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
Her devir, kendi cellatlarına bir şekilde şahit oluyor. Birileri zulmün kendisi diğerleri mağdurları. Başka hayatlar mümkün müydü acaba? Belki başka bir evrende. Muhteşem ötesi bir kitap okudum yine sanırım ben dönem kitabı aşığıyım. Ben farklı bir açıdan yaklaştım kitaba ve kaç dönem kitabı okuduysam; yaşatılan her acıda insanların ne kadar zalimleşebileceğini, insanlıklarından çıkabileceklerini, acımasızlaşacaklarına her seferinde şahit oldum. En çok şahit olduğum ise acılarına nasıl sahip çıktıkları, tarihlerini nasıl korudukları ve en önemlisi nasıl ders çıkardıkları yaşadıklarından. Özellikle de şunu fark ettim; küçük yaşta bir çocuk sürekli ezilir, küçümsenir hor görülürse ya pısırık ya zalim olur ya işte tam da böyle oluyor. Ülkeler de, kişiler gibi…. Ama anlayamadığım ve asla anlamlandıramadığım bu kadar zulmün acısını neden kendisine yapanlardan değil de masum bir halktan çıkarıldığı… Çünkü insanoğlu ya ezer ya ezilir. Bu dünyada zulmün, katliamın ve soykırımın dünya yok olmadan yok olması dileğiyle.
Esaret Şehrinde Bir KitapçıShari J. Ryan · Arkadya Yayınları · 2022894 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
9/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2026 35. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 23:41
Blake Crouch’un Karanlık Madde’sini bitirdiğimde, elimde sadece sürükleyici bir bilimkurgu değil, aynı zamanda insanın kendine sorabileceği en ağır sorulardan birini bırakan bir metin vardı: "Peki ya o kararı verseydim, hayatım nasıl olurdu?" Hikaye, kuantum mekaniğinin o meşhur "çoklu dünyalar" teorisini merkeze alıyor. Başkarakterimiz Jason Dessen üzerinden, hayatın aslında bir dizi "yol ayrımı" olduğunu çok sert bir şekilde yüzümüze vuruyor. Crouch, teorik fizik ve aksiyonu öyle bir harmanlamış ki, kitap boyunca sadece bir karakterin peşinden koşmuyor, kendi gerçekliğinizi de sorgulamaya başlıyorsunuz. Kitaba dair öne çıkanlar: Tempo: İlk sayfadan itibaren temposunu hiç düşürmeyen, adeta bir "sayfa çevirtici". Bir noktadan sonra okumayı bırakmak imkansız hale geliyor. Felsefi Derinlik: Sadece bir aksiyon romanı değil. "Yaptığımız seçimler mi bizi biz yapar, yoksa sadece potansiyellerimiz mi?" sorusunu çok kişisel bir boyuta indirgiyor. 10 yıllık bir evlilik, bir kariyer, bir baba olma sorumluluğu; bunların hangisi "gerçek"? Karakter Gelişimi: Jason’ın, kaybettiğini sandığı hayatına geri dönme çabası, okuyucuyu duygusal olarak da içine çekiyor. Son söz: Eğer türler arası sınırları aşan, okurken hem nefesinizi kesecek hem de bittiğinde elinizde kahvenizle "Acaba şu an hangi versiyonumu yaşıyorum?" diye dalıp gitmenize neden olacak bir kitap arıyorsanız, Karanlık Madde kesinlikle doğru tercih. Kendi hayatındaki "yol ayrımlarını" düşünenler için kaçırılmayacak bir deneyim.
Alıntı
Karanlık MaddeBlake Crouch · Doğan Kitap · 2018408 okunma
Puan vermedi·130 syf.··
2026 103. kitabı
Meral AkmanMeral Akman BirbenBirben Eseri elime ilk aldığımda beni kapağında yazan ”Unutmanın Kıyısında Bir Kadın”yazısı kendine çekti.İnanıyorum ki bu eser,okuyan herkesin yüreğine dokunacak ve ömrümce unutamayacak. Unutmanın kıyısında olan bu kadın,bir zamanlar uzun,sarı lepiska saçlara sahip olan Birben di.En büyük hayali balerin olmaktı ama annesi asla balerin olmasına izin vermedi.Pilot olan babası balerin olmasına olumlu yaklaşsa da evin huzuru kaçmaması için ikinci evliliğini yaptığı eşinin dominant tavırlarına hayır diyemedi ve kızının yanında olamadı. Bu olay Birben in yüreğinde derin yaralar açtı ve genc yaşta görücü usulü evlendi Evlendiğinde mahallenin en popüler kızıydı.Moda tasarım okuyan Birben muazzam elbiseler çiziyordu.Hemen hamile kalan Birben e,maddi sıkıntı yaşayan damatlarina destek olmak icin ailesi en işlek caddede kızlarına giyim mağazası açtı.Kocası Rıfat,bekarken işlediği suçtan hüküm giyince Birben kucağında çocuğuyla yıkıldı.Eşinin serbest kalmasına cok sevinen Birben in sevgisi kocasını evde tutmaya yetmedi.Anne ve baba sevgisinden yoksun büyüyen Rıfat,sevgisini gösteremeyen,kadınlara sevgi göstermenin acizlik olduğunu kabul eden zavallı biriydi.Uğradığı şiddetlere dayanamayan Birben,Rıfat tan ayrıldı ama sonra da istediği mutluluğu elde edemedi İnsanın çocuklukta aldığı derin yaralar,ömür boyu onunla birlikte yolculuk ediyor arkadaşlar.Bir sahil kasabasında huzurla yaşlanmayı hayal eden Birben,demans hastalığına yakalandığını öğrendiği anda geçmişini unutmadan not almaya başladı.Oğluna yük olmamak icin ömrünün son dönemini huzurevinde herseyi zamanla unuturak yaşamayı seçti.Bu seçim beni üzdü Yazarın psikolojik tahlilleri güçlü ve akıcıydı.Psikoloji ve kişisel farkındalık adına kaleme alınan bu eserde çocukluk travmalarına ve aile bağlarına konuk
BirbenMeral Akman · Octopus Yayınevi · 202618 okunma
3/10
·168 syf.··
2026 19. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 02:47
3/10 Bugün, yeni bir yazarla tanışacak olmanın heyecanıyla elime aldığım ama ne yazık ki ciddi bir hayal kırıklığıyla bitirdiğim bir kitapla geldim: Toshikazu Kawaguchi’den "Elveda Demeden Önce". Aslında bu kitabın dünyaca ünlü bir serinin parçası olduğundan bile haberim yoktu, kapağında görünce öğrendim. Niyetim popüler bir serinin gölgesine sığınmak değil, edebiyatta tamamen yeni bir kapı aralamaktı. Ne yazık ki araladığım bu yeni kapı, arkasında derinlikli bir dünya yerine büyük bir yapaylık barındırıyormuş; bu yüzden kitaba puanım net bir şekilde 10 üzerinden 3. Kitapta bana az da olsa dokunabilen tek yer baba-kız hikayesi oldu diyebilirim; gerçi orada da kız karakterin tavırlarına epey kızdım. Onun dışındaki diğer üç hikaye bende ne yazık ki hiçbir duygu uyandırmadı. Kitabın en büyük problemi, her bölümde temasal olarak tamamen aynı döngünün etrafında dönüp durması. Zaman yolculuğunun kurallarının her bölümde en baştan, defalarca tekrar edilmesini bir yere kadar anlıyorum; yazar her seferinde bunun yeni bir hikaye olduğunu hatırlatmak istemiş olabilir. Ama bunu yapana kadar keşke hikayelerin gidişatına biraz el atsaydı, kurguyu derinleştirseydi diye düşünmeden edemedim. Hikayenin geçtiği kafenin sahipleri ve çalışanları ise o kadar mesafeli ve tabiri caizse "buzdolabı" gibilerdi ki... Sıcak, samimi, "bizden" olan hiçbir duygu barındırmıyorlardı. Okurken kafamda sürekli şu soru belirdi: Bu seri nasıl bu kadar çok okunmuş? Serinin diğer kitaplarını okumadım ama eminim ki onlarda da tek bir olay üzerinden sadece kişiler değiştirilerek aynı şeyler anlatılıyordur. Kısacası; kendini sürekli tekrar eden kurgusu, yorucu kural tekrarları ve insanı içine çekmekten uzak, soğuk karakterleriyle benim için edebi derinlikten çok uzak, ticari bir tekrardan ibaret kalan, oldukça
Elveda Demeden ÖnceToshikazu Kawaguchi · Epsilon Yayınevi · 2025604 okunma
7/10
·200 syf.··
2026 78. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 22:17
Fromm’a göre modern insanın en büyük yanılgısı, sevgiyi "sevilmek" olarak görmesidir.İnsanlar daha çekici,daha zengin ya da daha popüler olurlarsa daha çok sevileceklerini sanırlar.İkinci büyük yanılgı ise sevginin bir "nesne" sorunu (doğru insanı bulma meselesi) olduğu düşüncesidir. Oysa Fromm, sevginin bir "yetenek" sorunu olduğunu savunur."Sevgi, bir nesne ile kurulan bir ilişki değil, bir bütün olarak dünyaya karşı kişinin karakterinin yönelimini belirleyen bir tutumdur."İnsanın en temel korkusu yalnızlık ve yalıtılmışlık hissidir. Fromm,tarih boyunca insanın bu yalıtılmışlıktan kurtulmak için alkol, uyuşturucu,ritüeller ya da sürüye uyum sağlama (konformizm) gibi yollara başvurduğunu ama gerçek ve kalıcı tek çözümün sevgi aracılığıyla diğer insanlarla bütünleşmek olduğunu söyler.Fromm, kapitalist ve endüstriyel toplum yapısının insanı nasıl bir "tüketiciye" ve "metaya" dönüştürdüğünü sert bir dille eleştirir. Günümüz insanı aşkı da bir pazar işlemi gibi görür: "Ben ne kadar yatırım yapıyorum, karşılığında ne alıyorum?"Modern evliliklerin pek çoğunun sevgiye değil, iyi işleyen bir "ekip çalışmasına" (teamwork) dayandığını, tarafların birbirlerinin yalnızlığını maskeleyen birer sığınak olduğunu söyler.Bu durum sevgiyi değil, sadece "birlikte yalnızlığı" doğurur.Kitabın eksi yanı 1950'lerin dinamikleriyle yazıldığı için anne ve baba rollerine biçtiği roller günümüzün modern, akışkan aile yapılarına göre biraz fazla keskin ve geleneksel kalabilir.
Sevme SanatıErich Fromm · Say Yayınları · 20207,7bin okunma