farkında olmadan bir ömür idolum annem olmuş hep güçlü olmayı her şeyin önünde tutmuşum.
Bir gün gelir ana baba gider .. işte tek kalmışsındır .. sıcak bir nefes arasın isteme den olsa bile kaçmaz !
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
İçindeki kocaman baba sevgisi olanların yüreğine..
Bana bir masal anlat baba içinde tüm oyunlarım kurtla kuzu olsun şekerle bal ... Anlatırken tut elimi uykuya dalıp gitsem bile bırakıp gitme sakın beni
Hayatta ben en çok babamı sevdim Karaçalılar gibi yardan bitme bir çocuk Çarpık bacaklarıyla ha düştü ha düşecek Nasıl koşarsa ardından bir devin O çapkın babamı ben öyle sevdim Bilmezdi ki oturduğumuz semti Geldi mi de gidici Hep hep acele işi Çağın en güzel gözlü maarif müfettişi Atlastan bakardım nereye gitti Öyle öyle ezber ettim gurbeti Sevinçten uçardım hasta oldum mu Kırkı geçerse ateş çağrırlar İstanbul'a Bi' helallaşmak ister elbet di mi oğluyla Tifoyken başardım bu aşk oy'nunu Oh dedim göğsüne gömdüm burnumu En son teftişine çıkana değin Koştururken ardından o uçmaktaki devin Daha başka tür aşklar geniş sevdalar için Açıldı nefesim fikrim can evim Hayatta ben en çok babamı sevdim Can YücelCan Yücel
Şiir
babam yine kapıyı ayağıyla çalıyor. gelirken elleri dolu gelmiş anlaşılan. gelirken yanında ekmek, süt, gelirken yanında proletarya, gelirken yanında berlin stalinallee yapı işçileri, csepel çelik işçileri, gelirken yanında tatabanya madencileri. babam, elleri naylon poşetler yüzünden hep kesilen, dili damağı hep kuru, akşam menülerinde hiç kere seçici, karısından bizzat çay isteyip ana haber bültenlerinin karşısında ölüye kalan babam, 1.80'e 100 kilo gururdan yapılma bir adam. bir adam ki, köşe bucak kaçtığım fakat annemin ‘gittikçe babana benziyorsun’ dediği babam. babalar, proletarya, fraternite, tabandakiler, avam, ezilenler, ezikler.. eve coca cola sokmayan babalar, bir işçi sınıfı olarak carrefourlara asla uğramayan babalar, bir işçi sınıfı olarak yapman gereken, sofrada zorla uzandığım ucuz peyniri bana yaklaştırmaktı baba. kapıları çarpmak değil, penceleri hiç değil. forsa bunca tamah edilen dünyada 8 yıl aynı gömleği giydin baba. halbuki sen saçlarını tarardın eskiden. nasıl olduklarını sorardın. şimdi pek çıkmıyorsun dışarlara. çıkma baba, zaten çıkılacak bir dışar kalmadı artık. zaten evden gayrısı kalmadı artık. sen, elinde kumandan, televizyonunda siyasi partilerin.. annem içerde öldü baba. televizyonun sesini birazcık kısar mısın?
Çocukluğumu özledim olmayan. Baba sevgisini özledim verilmeyen. Uğur böcekli pastayı özledim alınmayan. Uçan balon istedim, elimden uçup giden. Bir sarılma istedim, hiç gelmeyen. Annemin sevgi dolu sesiyle uyanmak istedim, duyamadım. Başkalarının mutluluğunu özledim. Küçük bir ben vardı oyuncaklarını paylaşan. Şimdi büyüdü işte, derdini kimseye anlatamayan. Umut etmeyi özledim ben, “düzelir her şey” diye. Kendimi kandırabilmeyi özledim. Sokakta oynamayı özledim, dizlerimin yara olmasını özledim. Şimdi yara dizlerimde değil, yüreğimde. Bir doğum günü hatırlıyorum. Pastada uğur böceği olmasını istemiştim. O gün kutlamamışlardı ama ben o günü bile özledim. Üzülmek bile masumdu o zaman. Babamın elini tutmayı özledim, ben tutmama izin vermese de. Çocukluğumun seslerini özledim. Geleceğimden umutluydum bir zamanlar. Her şeyi düzelteceğim derdim. Hiçbir şeyin düzelmeyeceğinden emindim. Baba kelimesi içimi yakıyor. Çünkü bende karşılığı yok. Ne bir ses, ne bir sıcaklık, ne bir anı…