Her şey gelip geçiyor.
Ama niye ki?
Her şey, herkes kalsa olduğu yerde,
Günler devrilmese, yağmurlar yağmasa,
Rüzgarlar tenime değse, bir servinin gölgesinde otursam, uğuldayan yapraklara uzun uzun baksam,
Sonra, hastane koridorları olmasa,
Yoğun bakımdan morga tabutlar inmese,
Sevgililer birbirlerinin elini bırakmasa,
Bir kadın eşine güler yüzüyle kapıyı açsa,
Gurbet sancısı ne demek, kimse duymasa,
Her erkeğin "Baba" diye seslenen bir evladı olsa,
Annelere keder gelmese,
Babalar ansızın ölmese..
Sonra gitmeseler, gidenler geri gelse,
Yürekleri incitmeseler, insanlar rikkati bilse
Sevinçler, esintiler, gülüşmeler mi sarardı hayatımızı?
Gözleri gülenin, sevdiği gelenin, mutluluğu bilenin muhatabı olsaydık?
Her şey yerinde kalsa daha mı iyi sanki?
Ama "Ala külli hal" denilmiş ya..
Hiçbir şey olduğu yerde durmuyor..
Durmamalı sanırım da, akmalı..
İnsan kendisi hakkında ne hayırlı bilmese,
Kadere rıza gösterse, keşke demese,
Ölümden ibretler alsak,
Ölümsüz gibi kibirlenmesek,
Hiç ölmeyecek gibi yaşamasak,
Doğumlara şaşırsak, ölüme alışmasak