“
Bir isim, hayatın akışını değiştirebilirmi ?”
değiştirir…. Annem her çocuk kendi isminin ağırlığını taşır der, bazı isimler ağır olur çocuğa verilmemesi gerekir diye de ekler. Bizim ailede isimler konusunda bazı hikayeler vardır. Mesela Abim yedi yaşında okula başlayacağı yıl babam mahkeme kararı ile kimlikteki adını değiştirmiş. Bu nedenle kitapla ilk karşılaştığımda oldukça heyecanlandım. Çünkü hem konusu hemde fikir iyiydi.
Cora ingiltere de ailesinden uzakta okuyan başarılı bir bale öğrencisidir. Kocası Gordon ile bir tesadüf sonucu tanışırlar. Gordon; ismi gibi aşılması zor biri olduğunu başlarda göstermez. Oldukça nazik ve kibar davranarak Cora’nın hayatına yerleşir. Evlendikten sonra hayatları bir anda değişir. Dışardan bakıldığında sevecen, kibar, iyilik timsali, saygın doktor aslında kapalı kapıların ardında tam bir zorbadır.
Ekim 1987. Cora o gün içinde binbir huzursuzlukla yanına dokuz yaşındaki kızı Maia ‘yı da alarak yeni doğan oğlunun kaydını yaptırmak için nüfus müdürlüğünün yolunu tutar. İsim konusunda söz hakkı yoktur. Tabiki kocası kararını vermiş nesiller boyu babadan oğula aktarılan kendi adını vereceklerdir. Ama ya Cora oğluna başka bir isim yazdırsa o zaman neler olur?
Mesela kızının önerdiği Bear; tatlı, yumuşak, güçlü. Yada kendi adı gibi ona da baba anlamına gelen Julian deseler.
İşte bu soruların cevabı kitap da. Üç farklı isim, bir hayat ve tek bir anda verilen kararla değişen hayatlar. Olasılıklar. İhtimaller ve umut ipliğine bağlı olan bir saniyede bir insanın hayatı nasıl değişebilir ki demeyin hikaye baştan yazılabilir de.