...Niccolò Machiavelli, yazı ile anlatacak kadar inandığı şu fikri oldukça açık bir dille şöyle ifade eder: "Hristiyanlık, iyileri zalim ve insafsızların elinde oyuncak etmiştir."
... Mesela Türklerde olduğu gibi. Bunlar zalim bir millettir. Fakat hayvanlara çok şefkat gösterirler, köpeklerle kuşlara sadaka verirler. O kadar ki Busbechius'un anlattığına göre İstanbul'da bir Hristiyan çocuğu, -afacanlık bu ya- uzun gagalı bir kuşun boğazına bir tıkaç koyuvermiş, bu yüzden ahali onu taşa tutup az kalsın öldürecekmiş.
Bazen bakarsınız cüretli bir adam, birçok defa Muhammed'in gösterdiği mucizeyi gösterir. Muhammed bir dağı yanına çağırıp tepesinden kendi şeriatına inananlar için Tanrı'ya dua edeceğine halkı inandırmıştı. Bir gün ahali toplanır, Muhammed dağı tekrar tekrar ayağına çağırır fakat dağın yerinden bile kımıldamadığını görünce hiç sıkılmadan, "Dağ Muhammed'e gelmezse Muhammed dağa gider." der.
Böylece; akıl ve bilgi anıtlarının, gücün ve ellerin yarattığı anıtlardan çok daha dayanıklı olduklarını görüyoruz. Çünkü Homeros’un dizeleri; nice sarayların, tapınakların, kalelerin, şehirlerin çürüyüp yıkıldıkları iki bin beş yüz yıldan fazla bir zamandır, tek hecelerini ya da harflerini yitirmeden yaşamakta değiller midir?
Francis Bacon - Bilginin Gelişimi (1605)
Sadece son üç yüzyılda İngiltere, okumayı asla öğrenmemiş onlarca Newton, barakalarda gelişimleri engellenerek ölmüş ya da niteliklerini asla kanıtlama şansı bulamamış yüzlerce Dalton, Darwin, Bacon ve Huxley üretmiş olmalıdır. Dünya genelinde, dünyaya iz bırakan her bir kişinin yerine, hiçbir zaman bir ilham ışığı veya fırsat yakalayamayan, binlerce potansiyel birinci sınıf araştırmacı, harika sanatçı, yaratıcı zihin gelmiş olmalıdır. Sadece son savaş sırasında batı cephesinin siperlerinde binlerce potansiyel büyük adam, hayata geçirilemeden öldü.