“Kadınların hem doğa hem de insan toplulukları tarafından daha fazla acı çekmeye mahkum edilişini anlamıyordu. Büyük bir haksızlık vardı bu konuda, evrensel bir adaletsizlik, doğanın kendisinde. Toplumsal eşitsizliğin ötesinde, doğa da böyle kurgulamıştı sanki, acı bir oyun gibi, her sahnesi işkence, her perdesi kan.”
“ Sevdanın temelinde belki de bu vardı: seçilmiş olmak, ayrıştırılmış olmak. Diğer insanlardan ayrı olarak sana bakılması, senin benimsenmen, senin tercih edilmen ve bir sırrın ortağı olmak… Işte bu, sevdanın ilk adımı değil miydi?”
Artık daha az seviyorum seni
Unutur gibi, ölür gibi daha az
Yeniden ödetiyorum kendime
Onca aşkın öğretemediğini
Kolay değildi
Yalnızca sevgilimi değil, evladımı da kaybettim ben
Kaç acı birden imtihan etti beni
Ömür boyu sürer nöbeti
Bu da böyleydi,
İyi ol, sağ ol, uzak ol
Ama bir daha görme beni.
‘Ortaya koyduğu tek gerçek, geleceğimizin de geçmişimize eş olacağıydı, bundan önce bir kez, tiksinerek işlediğimiz günahı bundan böyle birçok kez işleyecektik, hem de seve seve.’