Zihinlerimiz aşinalık arama makineleridir. Aşina olan kendini güvende hissettirir; ta ki kendimizi rahatsızlığın dönüşümün geçici ve gerekli bir parçası olduğunu öğretene kadar.
Zorlanma olmaksızın iyileşme nadiren gelir. Bazen acı verici, korkutucu da olabilir. Size zarar veren ve sizi geride bırakan hikayeleri koyvermeniz anlamına gelir. Bir parçanızın bir başka parçanın doğabilmesi için ölmesi anlamına gelir.
Dr. Nicole LePera’nın Kendini İyileştirme İşi Nasıl Yapılır? kitabını okurken sık sık kalemi elime alıp satırların altını çizdim. Çünkü bu kitap insana sadece bilgi vermiyor, aynı zamanda kendi iç yolculuğunu dürüstçe görmesi için aynalar uzatıyor. Daha ilk sayfalarda iyileşmenin kolay bir şey olmadığını, hatta çoğu zaman sancılı bir süreç olduğunu hatırlatıyor: zorlanma olmadan iyileşme nadiren gelir. Bu cümle bana, değişimin bazen küçük bir ölüm gibi hissettirmesinin aslında doğal olduğunu gösterdi. Yeni bir parçanın doğması için bazı eski parçalarla vedalaşmamız gerekir..
Hamileliğimle bu satırların birleştiği yer çok derin oldu. Çünkü şu anda eski benliğimin bazı parçalarını geride bırakıyor, yeni bir kimliğe hazırlanıyorum. Sadece anne olmanın değil, aynı zamanda kendi içimde yeniden doğmanın eşiğindeyim. Ve fark ediyorum ki, iyileşme yolunda en önemli adımlardan biri kendi içimdeki çocukla tanışmak. LePera’nın anlattığı gibi, çocukken sevgiyi kaybetmemek için bastırdığımız yönlerimiz bugün hâlâ içimizde yaşıyor. Sezgileri susturulmuş bir çocuk olmak yetişkinlik halinde sahte bir benlik yaratabiliyor. Yazarın “yeniden ebeveynlik” kavramı işte bu noktada devreye giriyor. İnsan, kendi kendisinin ebeveyni olmayı öğrenmedikçe geçmiş yaralarını taşıyor. LePera bunu dört direkle anlatıyor: duygularımızı düzenlemek, kendimize şefkatle disiplin uygulamak, öz bakım yapmak ve çocukça merakı geri kazanmak. Bunları okurken şunu düşündüm: Ben bebeğime nasıl bir anne olmak istiyorum? Sanırım cevabı bu dört direğin içinde buldum. Duygularını tanıyabilen, sınırlarını bilen, kendine özen gösteren ve hayata merakla bakan bir anne… Bu yüzden kitap benim için sadece kişisel bir iyileşme metni değil, anneliğe hazırlanırken bir rehber oldu.
Sınırlar üzerine yazdıkları da beni çok