"Benim için yazdığın kitabı artık bitirmelisin. Okumayı çok istiyorum. ”
“Son düzlükteyim, bitmesine az kaldı. ”
“Ne kadar az kaldı ? ”
“Sadeee finali kaldı. ”
“Aklında nasıl bir final var?"
“Artık yanımdasın, benimlesin ve bana gitmekten bahsetmiyorsun. Aklımdaki mutlu bir son. ”
“Sence bize mutlu son yakışır mı?”
“Evet, en güzel bize mutlu son yakışır. ”
“Ya ayrılırsak?”
“Seni hiç bırakmam. ”
“Ya beni unutursan?”
“Hiçbir şey seni bana unutturamaz. ”
"Söz mü?"
“Söz veriyorum, Acıbal. Seni hiç unutmayacağım. ”
"Yitirdiklerinle umutsuzluğa kapılırsan, boşuna yitip gitmiş olurlar. Ben kaybettiğim her şey için, kazanacak bir şeyim olduğuna inanırım. Bu, yitirdiklerini yaşatır, kayıplarına anlam katar. Rüzgâr eser yapraklar dökülür, kış gelir dallar kurur, güneş açar ki yeniden çiçeklensin ağaçlar. Yaprakları döküldü diye ağlarsan yeni açacak çiçeğe haksızlık etmez misin? Bir yaşam bittiğinde başka bir yerde başka bir yaşam doğar, bu sadece yaşama değil ölüme de bir anlam katar."
"Gökyüzünde ne var?" Bir risk aldım ve "Sen ne kadar yukarıya çıktın?" diye sordum. Kanatların varken...
"Karanlık ve aydınlık var. Sonsuzluk var. Zamansızlık var. İhtimailer ve olasılıklar var."
"Bildiğin her şeyden daha üstün olanlar var. Gerçekten yıldızlar var."
"Özlüyor musun?"
Kanatlarını.Uçabilmeyi. Gökyüzüne tırmanmayı.
"Üstesinden geliyorum."
"Yapabileceğim bir şey var mı?"
"Yapıyorsun," dedi. Gülümsedi. "Novası var ya."