Araba denen bu teneke hücrelerde insanlıkla bağdaşmayan yorgunluk, varmanın beklentisi. Çağımızın en büyük acısının yaşamını yabancı ülkelerde kazanmak zorunda bırakılmışlık olduğunu görüyorum.
Hep öyle değil mi. Sevgilerimizi, duyguların yükseliş ve alçalış dalgalanmalarını, kendi kendimize algıladığımız biçimde bir başka insana akıtmak istediğimizde tümüyle içimize hapsetmiyor muyuz. Kim karşılıyor sevgileri. Bir ilişkinin başlangıcı, sürekliliği aynı zamanda en derin sınırlandırılması değil mi. Belki ancak ayrılık bir açıklık, bir derinlik kazanmıyor mu.
3 ya da 4 ana temel tez üzerine yazılmış, bazı kısımları da sonraki kitaplarında da kullanılmış güzel bir kitap.
1 lenin olmasa marxın kendisi bu kadar ortaya çıkamazdı
2 stalin olmasa leninin işleyişi bu kadar yüceltilmezdi
3 türkiyede marksist damar var sadece koşulları yaratmak geriye kaldı
4 iktidara gelen her devrim başarılıdır, revizyonizm ve trotskizm eksiktir
işte kabaca tezler bunlar, Y.K her kitabında sosyalizm ile ilgili genelde bunları söyler hak verip vermemek de size kalmıştır.