Lenin nep uygulamasına geçer, solundan şiddetle eleştirildiği halde, bizim ‘bilimsel’lerin gözünde doğru ve haklı hareket etmiş olur; Mustafa Kemal, devrimi tehlikede görünce takrir-i sükûn kanununu çıkartın, diktatörün önde gideni, eğri ve haksız sayılır. Hem de, bizzat Lenin tarafından kişiliği, yaptığı iş gerçek bilimsel gözle ele alınıp, bal gibi takdir edildiği halde.
Gerçekte bu iki ölçütlü kafa, emperyalist batının sömürdüğü ülkelere zorla benimsettiği bir aşağılık kompleksinin en tehlikeli ürünüdür. Az gelişmiş sosyalistler arasındaki beliriş biçimi de bu!
Schopenhauer lstenç ve Tasarım Olarak Dünya 'da (1819) "bireyselliğin yanlış bir adım olduğunu" söyler. Evet, 19. yüzyıl, ben'in hiçbir şey olmadığını anlamaya başlamıştır. Nietzsche'yle birlikte, özne kategorisinin tartışılmasına ve bu kategori aracılığıyla hümanizmanın kaybolmasına tanık oluruz.
Stendhal'e göre, "büyük bir insan için en büyük onur, ölümünden yüz yıl sonra bile hâlâ düşmanları olmasıdır" O halde Marx ve Engels'in kendilerini mutlu hissetmeleri gerekir!