İlk defa Dazai okudum. En bilinen bu kitabıyla başladım. Daha önce Yukio Mişima harici bir Japon yazar okumamıştım. Dazai, Dostoyevskivari bir pesimizmi ve varoluşçuluğu bir arada harmanlayarak bir Oedipus anlatıyor bize. Kitabın ilk travmalarından olan babadan fena halde korkma, isteklerini söyleyememe ve sürekli çekingenlik aynı zamanda yaşadığı kişilik karmaşaları Yozo'yu okurken Oedipus'u düşündürtmemesi imkansız. Kitaptaki kadınlar esas antagonistler diyebiliriz. Hepsiyle bir sorunu var, en yakın dostuyla bile sevgi-nefret ilişkisi yaşıyor.
Dazai, Yabancı romanındaki boş vermişlik ve varoluşunu, toplumu ve toplumdaki yerini sorgulamak adına yazdığı tiratlarda oldukça başarılı. Tipik bir post-savaş buhranı ptsdsi diyebiliriz. 48'de yazıldığını gördüğüm an kafamda bu yankılandı.
Incel diyebileceğimiz düzeyde kadınlarla arası bozuk bu karakter belki de Dazai'nin kendisidir. Bilemem. Teknik oldukça iyi, tipik modernist yer yer post-modernist bir roman.