Atsız bir harika. Bu düşünceyi her okuduğum kitabı sonrası dile getiririm. Yani bunları yazmak için farklı olmak lazım. Doğrusuyla yanlışıyla bir fikri, hissi, muhabbeti her anda samimiyetle yüreğinde taşımalı.
Atsız Hoca, bize kitaplarında yiğtitliği, bununla beraber yiğitliğin meşakkatliliğini çekilen çilelerle aktarması ama bununla da okuyanlarda çekilen çilelerin hedefe giden yolda, milletine bağlılık noktasında adetâ bir şart olduğunu, bir manevi lezzet verdiğini hissettirmeyi de başarıyor. O yüzden demişler: "Kahramanlık duygumuzu ondan aldık" diye. Ben de aynı şeyleri düşünüyorum. Manevi iskeletimizin parçalarından birisi olan kahramanlığı, Türk Milleti'nin tarihinin derinliklerinden bizlere vermesiyle Atsız Hoca, bizim için faydalanılması gereken bir şahsiyettir
Kitapta da tarihimizde kaybolan bir Osmanlı şehzadesi İsa Bey'i ve onun oğlu Deli Kurt'u merkeze alarak kahramanlık, ancak bir kahramanın yaşayabileceği o inanılmaz bir aşk hikayesi çoğunluk olarak okuyucuya sürükleyici bir biçimde aktarılıyor. Ben, aslında önceden de farkında olsam da tarihimizin sayısız şahsiyetlerle dolu olduğuna bu kitapla birlikte ve sadece Hanedan üyesi olan İsa Bey ve oğlu Murâd, nâmı diğer Deli Kurt'un romanını okuduğum halde vardım. Tarih kitaplarında ismi bile geçmeyen veya bizim göremediğimiz şahsiyetlerden bile bu kadar bir roman çıkıyorsa daha niceler meydana gelebilir. Sadece bilmek için meydana gelmesini savunmuyorum. Bir Türk olarak anlı şanlı tarihimizden bir gurur ve şuur duyulması için istiyorum. Hele ki bugün gerek televizyonlarda, gerek internette, gerek günümüz edebiyatında vs. saçma sapan programlar, yazılar, hikayeler gördükçe daha bir eksikliğini hissediyorum.
Kısacası, artık bu kitapla birlikte, bana Fatih Sultan Mehmed'i okurken onun çocuklarını, vezirini,